<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tavsiye Üzerine</title>
	<atom:link href="http://tavsiyeuzerine.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tavsiyeuzerine.com</link>
	<description>Her Türlü Tavsiye</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2009 10:23:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kilolarıyla Başı Dertte Olan Gençlere Güvenli Tavsiyeler</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/kilolariyla-basi-dertte-olan-genclere-guvenli-tavsiyeler/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/kilolariyla-basi-dertte-olan-genclere-guvenli-tavsiyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 10:19:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aerobik fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Besleyici bir kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[obesiti]]></category>
		<category><![CDATA[obesity]]></category>
		<category><![CDATA[şismanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[


 Sağlıklı alışkanlıklar, gençlerin kilo vermesinde büyük rol oynuyor. Gelişim çağında olan gençlerin yedikleri besinleri azaltmak, kesmek tehlikeli sonuçlara neden olabilir.
Burada ailelere önemli bir görev düşüyor. Peki anne ve babalar bu konuda ne yapabilir? İşe bu sorunun cevabı: Gençlerin kilo vermelerine yardımcı olmak için Mayo Clinic&#8217;te yer alan pratik yolları anlatabilirsiniz.
Gençlik çağı obezitesi tehlikeli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı alışkanlıklar, gençlerin kilo vermesinde büyük rol oynuyor. Gelişim çağında olan gençlerin yedikleri besinleri azaltmak, kesmek tehlikeli sonuçlara neden olabilir.<a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/08/sismanlik-gercegi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-88" title="sismanlik-gercegi" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/08/sismanlik-gercegi-300x226.jpg" alt="sismanlik-gercegi" width="300" height="226" /></a></p>
<p>Burada ailelere önemli bir görev düşüyor. Peki anne ve babalar bu konuda ne yapabilir? İşe bu sorunun cevabı: Gençlerin kilo vermelerine yardımcı olmak için Mayo Clinic&#8217;te yer alan pratik yolları anlatabilirsiniz.</p>
<p>Gençlik çağı obezitesi tehlikeli bir problemdir. Gençlerde kilo kaybı için sihirli bir diyet planı bulunmuyor. Fakat, yardım etmek için yapabileceğiniz birçok şey var. Öncelikle çocuğunuzu, ömür boyu sürecek sağlıklı alışkanlıklar kazanması için cesaretlendirin.</p>
<p>Eğer çocuğunuz aşırı kiloluysa, muhtemelen aşırı kiloları hakkında kaygı duyuyordur. Yüksek kan basıncı ve şeker hastalığı gibi ömür boyu süren sağlık risklerinin yanında aşırı kilolu olmanın verdiği sosyal ve duygusal sıkıntılar, gençler için yıkıcı olabiliyor.</p>
<p>Çocuğunuza, &#8220;Kilonu değiştiremiyorum. Ancak, doğru kararları vermende yardımcı olabilirim&#8221; diyerek işe başlayabilirsiniz.</p>
<p>Gerçekçi olmayan görüntülere itiraz edin: Kilo ve boy görüntüsü, özellikle genç kızlar için hassas konular olabilir. İş gençlerde kilo vermeye gelince, çocuğunuza ideal ve mükemmel bir vücut ağırlığı olmadığını hatırlatın. Bir kişi için ideal olan kilo, bir başkası için ideal olmayabilir.<span id="more-87"></span></p>
<p>Şişman ya da zayıf hakkında konuşmaktan çok, sağlıklı kiloda kalmak için çocuğunuzun davranışlarına odaklanın. Doktorunuz çocuğunuzun vücut kütle indeksi, yaşına uygun kilosu, boyu ve genel sağlığı için gerçekçi amaçlar oluşturmada yardımcı olabilir.</p>
<p>Kilo vermenin uzun bir süreç olduğunu belirtin: Çocuğunuzun kilo vermenin ömür boyu süren bir taahhüt olduğunu anlamasına yardımcı olun. Moda olan diyetler gelişmekte olan çocuğunuzun demir, kalsiyum ve diğer gerekli zorunlu besinlerini sömürebilir. Kilo verdiren haplar ve diğer hızlı, köklü olmayan çözümler, problemin kaynağına hitap etmiyor. Ve etkileri genellikle kısa süreli oluyor. Alışkanlıklarda kalıcı değişiklikler olmaksızın verilen kilolar yeniden geri alınıyor.</p>
<p>Hareketliliğe teşvik edin: Yetişkinler gibi, gençlerinde günde yaklaşık 1 saat egzersiz yapmaya ihtiyacı vardır. Ancak bu 1 saatlik egzersizin hepsinin aynı anda yapılması gerekmiyor. Daha kısa ve gün boyu tekrar eden aktivite zinciri de kalori yakabilir.</p>
<p>Okuldaki ya da gittiği gruplardaki takım sporları da aktif olmanın en iyi yoludur. Çocuğunuzu yürümeye, bisiklete binmeye ya da kaykay yapmaya teşvik edin. Okuldan sonra bir saat basket oynama, ip atlama ya da köpeği yürüyüşe çıkarma gibi kalori harcayabileceği aktiviteler yapmasını sağlayın. Hatta evi süpürme ve arabayı yıkamanın aerobik faydası vardır.</p>
<p>Kahvaltı yaptırın: Saatinizin alarmını daha erkene kurun ve çocuğunuza sabahları kahvaltı yaptırın. Besleyici bir kahvaltı çocuğunuzun metabolizmasını canlandıracak ve ona tüm gün enerji verecek. Hatta daha iyisi, çocuğunuzun günün geri kalan bölümünde fazla yemek yemesini engeller. Eğer çocuğunuz bol lifli tahılları ya da tam buğday ekmeğinden tostu istemezse, bir parça peynir ya da bir avuç dolusu fındık, birkaç parça meyve de aynı işi görür.</p>
<p>Sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın: Okula giderken, çocuğunuz yanına bir paket patates cipsi koymak yerine üzüm, portakal, çilek ya da diğer taze meyveler; dilimlenmiş kırmızı, turuncu ya da sarı biberler; çery domates, küçük havuçlar, az yağlı yoğurt ya da puding, fiyonk biçimde üstü tuzlu krakerler, peynir dilimleri gibi sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayabilirsiniz.</p>
<p>Çocuğunuzun yediği yemeğin miktarını takip edin: Çocuğunuzu doyduğunda yemeyi kesmesini öğütleyin. Tabağındaki bir dilim pizza ve yarım pasta ile doyabilir. Yemeğini paylaşmasını sağlayibilir, daha küçük porsiyonlar sunabilir ya da tabağındakileri bitirmeden kalkmasına izin verebilirsiniz.</p>
<p>Sıvı kalorileri hesaplayın: Ortalama 330 gramlık maden sodası 100 kaloriden fazlası ile 19 çay kaşığı şeker içeriyor. Meyve suyu, kahve ve diğer içeceklerdeki kaloriler ve şeker, çok hızlı kalori almanızı sağlayabiliyor. Soda ya da diğer şekerli içecekler yerine su içmek, çocuğunuzun 100 kalori almasına engel olur.</p>
<p>Sağlıklı beslenmeyi aile olayı yapın: Sağlıklı beslenmeye sadece çocuğunuzu alıştırmayın, ailecek bunu uygulamaya çalışın. Sağlıklı yiyecekler tüketmek ve daha fazla spor yapmak herkes için yararlıdır. Tüm ailenin sebze, meyve, buğday ekmeği, kahverengi pirinç ya da yulaf gibi tam tahıllar yemesini sağlayın. Çocuklarınıza da böylece örnek oluşturabilirsiniz. Abur cubur almamaya çalışın. Sağlıklı yiyecekler bazen fazla pahalı olabilir, fakat sağlığınız için önemli bir yatırımdır. Ailenizin hoşuna gidebilecek değişik, yeni tarifler ya da daha sağlıklı alternatifler deneyin. Akşamları ailece yürüyüşe çıkın, haftasonları spor merkezine gidin.</p>
<p>Pozitif olun: Aşırı kilolu olmak, ister istemez kendine güveninizi azaltabilir, ancak bu durum dünyanın sonu değildir. Çocuğunuzun kaygılarını dinleyin. Çabaları, yetenekleri ve başarıları hakkında düşüncelerinizi söyleyin. Duygularını ifade etmesinin sağlıklı yollarını öğrenmesine yardım edin.</p>
<p>Eğer çocuğunuz kilolarıyla sağlıklı bir şekilde mücadele edemiyorsa, kilo-kontrol programlarını veya profesyonel danışma gibi yardımları da göz önünde bulundurun. Bu destek, sosyal baskıya karşılık vermek, daha pozitif bir yaklaşım sahibi olmak, kendine güvenmek ve kilosunu kontrol altında tutmak için gerekli araçları çocuğunuza verebilir.</p>
<p>Kaynak: Zaman Online</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/kilolariyla-basi-dertte-olan-genclere-guvenli-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak Havalarda Serinlemek  İçin Tavsiyeler</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/sicak-havalarda-serinlemek-icin-tavsiyeler/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/sicak-havalarda-serinlemek-icin-tavsiyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 06:32:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş kremi]]></category>
		<category><![CDATA[Öğlen sıcağı]]></category>
		<category><![CDATA[Serinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Havalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yedek plan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için Mayo Clinic uzmanları, alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi.
Sıcak hava vücudunuzu nasıl etkiler?
Sıcak havada egzersiz ve spor yapmak kalbinize ve akciğerlerinize ekstra stres yükler. Hem egzersiz hem de hava sıcaklığı vücut sıcaklığınızı artırır. Sıcağı dağıtmak için daha fazla kan cildinizde dolaşmalı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için Mayo Clinic uzmanları, alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi.<a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/07/serinlemek_icin_tavsiyeler.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-81" title="serinlemek_icin_tavsiyeler" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/07/serinlemek_icin_tavsiyeler-300x225.jpg" alt="serinlemek_icin_tavsiyeler" width="240" height="180" /></a><br />
Sıcak hava vücudunuzu nasıl etkiler?<br />
Sıcak havada egzersiz ve spor yapmak kalbinize ve akciğerlerinize ekstra stres yükler. Hem egzersiz hem de hava sıcaklığı vücut sıcaklığınızı artırır. Sıcağı dağıtmak için daha fazla kan cildinizde dolaşmalı. Bu kaslarınız için daha az kan bırakır, kalp atışınız hızlanır.<br />
Normal koşullar altında, cildiniz, kan damarlarınız ve terleme seviyesi sıcağa göre ayarlanıyor. Fakat, bu doğal serinletme sistemi, uzun süre çok yüksek sıcağa ya da neme maruz kaldığınızda çalışmıyor. Bu durumda, sıcak krampları, güneş çarpması gibi sıcağa bağlı hastalıklar görülüyor.<br />
Sıcaktan dolayı oluşan hastalıklardan nasıl kaçınabiliriz?<span id="more-80"></span><br />
Sıcak havalarda serin kalmak için bu basit önlemleri aklınızda tutun:<br />
1.	Spor yaparsanız çok yavaş hareket edin: İçerde ya da daha serin havada egzersiz yapmaya alıştıysanız önce kolaydan başlayın. Vücudunuz sıcağa alışana kadar aşamalı olarak çalışmanızın süresini ve yoğunluğunu artırın. Kronik tıbbi durumunuz varsa ya da tedavi görüyorsanız, ilave önlemler almanız gerekip gerekmediğini doktorunuza sorun.<br />
2.	Bol bol sıvı tüketin: Vücudunuzun terleme ve yeterli hidrasyona bağlı olarak kendini soğutma yeteneği var. Çalışırken susuzluk hissiniz yoksa bile bol bol su için. Bir saatten uzun süre ve yoğun egzersiz yapacaksanız su yerine sporcu içeceklerini tercih edin. Bu içecekler vücudunuzun terlemeyle kaybettiği sodyum, klorür ve potasyumu geri verir. Kafein ve alkol içeren içeceklerden uzak durun, çünkü bunlar sıvı kaybını artırır.<br />
3.	Hava sıcaklığına uygun giyinin: İnce ve bol giysiler terin buharlaşmasını artırır ve vücudunuza daha çok hava geçmesine izin vererek sizi rahatlatır, serinletir. Sıcağı emen koyu renkli giysilerden uzak durun. Açık renkli bir şapka güneşe maruz kalma oranınızı sınırlandırır.<br />
4.	Öğlen sıcağından kaçının: Çalışmanızı sabah ya da akşam yapın. Mümkünse gölgede ya da havuzda çalışma yapabilirsiniz.<br />
5.	Güneş kremi sürün: Güneş kremi, vücudunuzun kendisini serinletmesine yardımcı oluyor.<br />
6.	Yedek planınız olsun: Sıcak ve nem hakkında endişeniz varsa, içeride kalın, dışarı çıkmayın. Alışveriş merkezlerinde yürüyebilir veya kliması olan bir binada merdiven inip çıkabilirsiniz.<br />
7.	Sıcağa bağlı hastalık belirtilerine karşı dikkatli olun: Egzersiz yaparken karşılaşabileceğiniz hastalık belirtileri şunlardır: halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, bulantı ya da kusma, hızlı kalp atışı.<br />
8.	Eğer sıcağa bağlı hastalıktan şüpheleniyorsanız, egzersizi bırakın ve sıcak ortamdan uzaklaşın. Su için cildinizi ıslatın ve vantilatörün önüne geçin. Bir saat içinde kendinizi daha iyi hissetmezseniz doktorunuzu arayın. Ateşiniz 38,9 derecenin üzerindeyse ve baygınlık, sersemlik hissediyorsanız derhal acil tıbbi yardım alın.<br />
9.	Düzenli fiziksel aktivite önemlidir, fakat sıcak havanın sağlığınızı riske atmasına izin vermeyin.<br />
( Kaynak: Zaman Online )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/sicak-havalarda-serinlemek-icin-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Hayat İçin 8 Önemli Tavsiye</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/saglikli-bir-hayat-icin-8-onemli-tavsiye/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/saglikli-bir-hayat-icin-8-onemli-tavsiye/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 08:49:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dindar olun]]></category>
		<category><![CDATA[Dişlerinizi diş ipliğiyle temizleyin]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatınızı renklendirin]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kan basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[Şarkı söyleyin]]></category>
		<category><![CDATA[Sert su]]></category>
		<category><![CDATA[Sinirlenin]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk duş alın]]></category>
		<category><![CDATA[Stresinizi atın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı beslenme ve stresten uzak durmak, hep uzun ve sağlıklı yaşamanın anahtarı olarak düşünülüyordu, fakat bunun başka yolları da olduğu BBC Focus dergisinde açıklanıyor:
1. Sinirlenin: Harvard Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırma, öfkesini ifade eden erkeklerde erken ölüm riskinin azaldığını gösterdi. Şiddetin savunulmadığı çalışmada, aşırı kızgınlığın sağlık için zararlı olduğuna dair kanıtlar var. Öfkesini içine atmayanlarda ölümcül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme ve stresten uzak durmak, hep uzun ve sağlıklı yaşamanın anahtarı olarak düşünülüyordu, fakat bunun başka yolları da olduğu BBC Focus dergisinde açıklanıyor:<a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/saglikli_yasam_onerileri.jpg"><img class="size-medium wp-image-71 alignright" title="saglikli_yasam_onerileri" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/saglikli_yasam_onerileri-300x297.jpg" alt="saglikli_yasam_onerileri" width="219" height="216" /></a><br />
1. Sinirlenin: Harvard Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırma, öfkesini ifade eden erkeklerde erken ölüm riskinin azaldığını gösterdi. Şiddetin savunulmadığı çalışmada, aşırı kızgınlığın sağlık için zararlı olduğuna dair kanıtlar var. Öfkesini içine atmayanlarda ölümcül olmayan kalp krizi riskinin yaklaşık yarı yarıya olduğu ve felç geçirme olasılığında ise önemli derecede azalma olduğu kaydediliyor.<br />
2. Soğuk duş alın: Çok sayıda çalışma, sıcak ya da soğuk gibi stresli bir ajanın çok küçük bir miktarının kobayların sağlığı için faydalı olduğunu gösterdi. Virginia Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, hatta soğuğun beyaz kan hücrelerinin aktivitesini artırarak tümörleri azalttığını da iddia ediyorlar.<span id="more-70"></span><br />
3. Hayatınızı renklendirin: Köride (acılı hint baharatı) bulunan popüler olan zerdeçalın bağışıklık sistemini güçlendirdiği, eklem iltihabı gibi hastalıkları hafiflettiği, mideyi iyileştirdiği ve safra kesesi taşlarını döktüğü belirtiliyor. Cincinnati Üniversitesi&#8217;nden araştırmacılar, zerdeçalın içinde iltihap ve ağrıya neden olan COX-2 isimli enzimi durduran doğal bir bileşik buldular.<br />
4. Stresinizi atın: Aşırı stres siz ve çevrenizdekilerin sağlığı için zararlı, fakat araştırmacılar uygun miktardaki stresin faydalı olabileceğini iddia ediyorlar. Örneğin, Amerika&#8217;da yapılan araştırmaya göre, hamilelikte kadınlarda görülen makul düzeydeki stresin, anneleri sakin olanlara oranla stresli annelerin bebeklerinin 2 yaşında daha ileride oldukları görüldü. Stres hormonu kortizolun organ gelişimine yardımcı olduğu, ancak fazla stresin ise gelişimi kısıtladığı düşünülüyor.<br />
5. Dindar olun: Araştırmacılar, dini ibadetleri cemaat ile birlikte yerine getirmenin önemine dikkat çekiyor. California Üniversitesi&#8217;nde yapılan çalışmaya göre, toplu olarak ibadet ederken kurulan arkadaşlıkların, sosyal bağların insanı hayata bağladığı belirtiliyor.<br />
6. Şarkı söyleyin: Çalışmalar, düzenli şarkı söylemenin kalp ritmini düzenlediği, kan basıncını düşürdüğü ve stresi azalttığını gösteriyor. Amerika&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre, koroda şarkı söyleyen yaşlıların sağlığında önemli düzelmeler görüldü. Bu kişilerin doktora 30 kez daha az gittiği, depresyonun daha az görüldüğü, daha az tibbi tedavi gördükleri ve daha az düştükleri saptandı.<br />
7. Dişlerinizi diş ipliğiyle temizleyin: Dişetleriniz enfekte olduğunda, vücudunuz bağışıklık tepkisini artırıyor. Bu kalp problemlerinin nedenlerinde biri olan iltihabı artırıyor. Harvardlı araştırmacılar, 12 yıl boyunca 41 bin erkeği izlediler, 24 ve daha az sayıda dişe sahip olan erkeklerin yüzde 57 oranında daha fazla felç geçirdiğini buldular. birçok diş kaybının ise çürüklerden ya da dişeti hastalığından ötürü olduğunu farkettiler.<br />
8. Sert (acı) su için: Sert su, çaydanlığınız ve saçınız için kötü olabilir, ancak insan sağlığı için faydalı yönleri var. Kalp hastalığı görülme sıklığının sert su içilen bölgelerde daha az olduğu görüldü. Birçok uzman, sert sudaki sihirli maddelerin yüksek miktarda kalsiyum ve magnezyum olduğuna inanıyor. Kalsiyum, kan basıncını düşürmeye yardımcı ve magnezyum ise sağlıklı bir kalbe sahip olmak için çok önemli. ( Kaynak: http://www.internethaber.com )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/saglikli-bir-hayat-icin-8-onemli-tavsiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzun Bir Hayat İçin Tavsiyeler</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/uzun-bir-hayat-icin-tavsiyeler/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/uzun-bir-hayat-icin-tavsiyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 14:40:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaşlarınızla vakit geçirme]]></category>
		<category><![CDATA[bekarlar]]></category>
		<category><![CDATA[doktora gitme]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimli olma]]></category>
		<category><![CDATA[Evcil hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[evli insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat İçin Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif düşünün]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Online]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Önemli olan uzun ömrü sağlıklı ve mutlu geçirebilmek. Foxnews&#8217;te yer alan haberde, birkaç küçük maddeye dikkat ederek siz de 100 yaşına kadar yaşayabilirsiniz: 
1. Araştırmalar, yeterince uyku uyumayan insanlarda obezite, yüksek kan basıncı ve kalp hastalığı riskinin yüksek olduğunu gösterdi. Bu hastalıklar aynı zamanda insanın ömrünü de kısaltıyor. Yeterli uyku, vücudun hücresel hasarları tamir etmesini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önemli olan uzun ömrü sağlıklı ve mutlu geçirebilmek. Foxnews&#8217;te yer alan haberde, birkaç küçük maddeye dikkat ederek siz de 100 yaşına kadar yaşayabilirsiniz:<a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/uzun_yasama_sirlari.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-65" title="uzun_yasama_sirlari" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/uzun_yasama_sirlari-300x169.jpg" alt="uzun_yasama_sirlari" width="300" height="169" /></a> </strong></p>
<p>1. Araştırmalar, <strong>yeterince uyku</strong> uyumayan insanlarda obezite, yüksek kan basıncı ve kalp hastalığı riskinin yüksek olduğunu gösterdi. Bu hastalıklar aynı zamanda insanın ömrünü de kısaltıyor. Yeterli uyku, vücudun hücresel hasarları tamir etmesini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Peki ne kadar uykuya ihtiyacınız var? Çalışmalar, 8 saatten fazla ve 6 saatten az uykunun zararlı olduğunu gösteriyor. Birçok bilimadamı, sağlıklı kalmak için her gece 7-8 saat uyku öneriyor.</p>
<p>2. <strong>Arkadaşlarınızla vakit geçirme</strong>: 2005 yılında Avustralyalı araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada, yaşları 70 ve üzerinde bin 500 kişi 10 yıldan daha uzun süre incelendi. Bu insanların içinde güçlü sosyal bağlantıları olanların hayatta kalma sürelerinin daha uzun olduğu görüldü. Çalışmada, bu ilişkinin yakın arkadaşlar sayesinde olduğu, çocuklarınızla ya da akrabalarınızla yakın ilişkide olmanızın ömrünüzün uzamasına bir katkısı olmadığı açıklandı.<span id="more-64"></span></p>
<p>3. Stres, kalp hastalığı, yüksek kan basıncı, kilo alımı, ruh sağlığının bozulması gibi problemlere neden oluyor ve daha önemlisi ömrünüzü çalıyor. Peki stresle baş etmenin en iyi yolu nedir? Günlük işinize kısa süreli de olsa mola verin. Ya da haftasonu çalışmayıp, <strong>hoşunuza giden ya da sizi rahatlacak işlerle uğraşın. </strong></p>
<p>4. <strong>Evcil hayvanızın olması</strong> da ömrünüzü uzatan diğer bir yol. Çalışmalar, hayvan sevgisinin yoğun bir iş gününün stresinden sonra ya da sevdiğiniz birini kaybetmenin ardından insanlar için moral kaynağı olduğunu gösterdi.</p>
<p>5. Kadınlar ve erkekler, <strong>düzenli olarak doktora gitme</strong>liler. Ayrıca, 40 yaşın üzerindeki kadınların aynı zamanda yıllık göğüs ve pelvik kontrollerini yaptırması kanserler açısından çok önemli. Erkeklerin de 40 yaşından sonra yıllık kolonoskopi ve prostat muayenesi olmaları gerekiyor.</p>
<p>6. <strong>Pozitif düşünün</strong>. Bu klişe bir söz, ancak çok doğru. Sayısız çalışma, iyimser insanların daha uzun yaşadıklarını ve daha sağlıklı olduklarını ve hastalıklarla daha iyi başettiklerini ortaya çıkardı.</p>
<p>7. 2006 yılında Chicago Üniversitesi&#8217;nde yapılan çalışmada, <strong>evli insanların bekarlardan daha uzun süre yaşadığı</strong> ortaya çıkarıldı. Çalışmada, evli erkeklerin 10 yıl, evli kadınların ise yaklaşık 4 yıl daha uzun yaşadıkları görüldü. Evli erkekler daha sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olup daha az risk alırken, kadınlar da finansal bakımdan kendilerini güvende hissediyor.</p>
<p>8. <strong>Eğitimli olmanın uzun ömürlü olmakta anahtar rol oynadığı farkedildi</strong>. Bilimadamları, daha iyi eğitim almış kişilerin daha az sigara içtiğini ve yüksek riskli işlerde daha az çalıştıklarını söylüyorlar. Aynı zamanda, bu kişiler daha fazla para kazanıyor, kendileri ve aileleri için daha iyi bir sağlık sigortası sağlıyorlar.</p>
<p>Kaynak: Zaman Online</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/uzun-bir-hayat-icin-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deliksiz Uyku İçin 20 Tavsiye</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/deliksiz-uyku-icin-20-tavsiye/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/deliksiz-uyku-icin-20-tavsiye/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 07:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Deliksiz uyku]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[Readers and Digest]]></category>
		<category><![CDATA[triptofan]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut siklusunuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Deliksiz bir uyku herkesin hayalidir. Aksi durumlar bünyede hasara yol açabilir. İşte 7 saat kesintisiz uyku için 20 tavsiye.
Uykusuzluk kan şekeri seviyenizi yukarıya çıkarabilir, sizi depresyona meyilli hale getirir ve beyin hasarına yol açabilir.
Uykusuzluk, hafızanızdan bağışıklık sisteminize, kalp ve metabolizmanıza kadar her şeyi etkileyerek tiroid ve stres hormonu seviyenizi değiştirebilir. Hatta uykusuzluk sizi öldürebilir. Çünkü, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deliksiz bir uyku herkesin hayalidir. Aksi durumlar bünyede hasara yol açabilir. İşte 7 saat kesintisiz uyku için 20 tavsiye.<br />
Uykusuzluk kan şekeri seviyenizi yukarıya çıkarabilir, sizi depresyona meyilli hale getirir ve beyin hasarına yol açabilir.<a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/deliksiz_uyku.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-52" title="deliksiz_uyku" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/06/deliksiz_uyku-291x300.jpg" alt="deliksiz_uyku" width="291" height="300" /></a></p>
<p>Uykusuzluk, hafızanızdan bağışıklık sisteminize, kalp ve metabolizmanıza kadar her şeyi etkileyerek tiroid ve stres hormonu seviyenizi değiştirebilir. Hatta uykusuzluk sizi öldürebilir. Çünkü, arabanızla yolda giderken uyuklarsanız kaza yapabilirsiniz. (Her yıl tahminen 71 bin kişi direksiyon başında uyukladığı için yaralanıyor.) Günlük işlerinizi yerine getirmek ve sağlınız için en az günde 7 saat kesintisiz uyumanız gerekiyor.</p>
<p>Readers and Digest dergisinde yer alan habere göre, işte size derin bir uyku çekmenizi sağlayacak tavsiyeler:</p>
<p>Uykuya geçiş rutini oluşturun: Bunu her gece yatağa gitmeden önce yapın. Kedinizi dışarı çıkarın, ışıkları kapatın, ısıtıcıyı kapatın, yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın. Bu ve buna benzer davranışlar sizi uykuya hazırlayacaktır.</p>
<p>2. Vücut siklusunuzu hesaplayın: Bazı uzmanlar uykunun sikluslarla geldiğine inanıyor. Vücut saatinizde bu ritmlerin farkına varırsanız, bunları avantaja çevirmek için kullanın. Uykunuz geldiğinde hemen yatağa gidin. Aksi takdirde, tekrar uykuya hazırlanmanız uzun bir zaman sürebilir.<span id="more-51"></span></p>
<p>3. Yeni yıkanmış yastık ve çarşaflar kullanın: Bu durum gevşemenize ve sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Ya da oda parfümünüzü lavantalı seçin ve yatağa yatmadan önce yatağınızın üzerine sıkın.</p>
<p>4. Saati yatağınızın altında ya da göremeyeceğiniz bir yerde saklayın: Saatinizin ışığının sizi rahatsız etmemesi için ve gecenin bir yarısı uyandığınızda ya da uyku sorununuz olduğunda saatin ne kadar geç olduğunu görüp öfkelenmemeniz için saatinizi göreceğiniz bir yere koymayın.</p>
<p>5. Yastığınızı kabartın: Eğer devamlı olarak yastığınızı yumrukluyorsanız yastığınız incelecektir. Alçak yastık da uykunuzu kaçırabilir. Gardırobunuzdan yeni bir yastık alın, mis kokulu yastığınızda tekrar uykuya dalmayı deneyin.</p>
<p>6. Doğru yastığı seçin: İdeal olan yastık yumuşak olmalı, ancak çok yüksek olmamalı, boynunuzu desteklemeli, alerji yapmamalı ve yıkanabilir olmalı. Yastığın boynunuzu desteklemesi uyku kalitenizi yakından ilgilendiriyor ve boyun ağrınızı azaltıyor.</p>
<p>7. Pencerelerinize kalın perdeler takın: Hatta sokak lambalarından gelen çevre aydınlatması, dolunay ya da komşunuzun evinin ışığı uykusuz kalmamak için ihtiyacınız olan uykuyu engelleyebilir.</p>
<p>8. Yatak odanızı temizleyin ve yatıştırıcı adaçayı yeşiline boyayın: Ya da diğer yatıştırıcı renklere boyayın. Bu renkler, insana uykuyu hatırlatıyor, yatağınızda kitap okurken ya da uyumaya hazırlanırken sizi rahatlatıyor</p>
<p>9. Yatağınızı dış duvarlardan uzağa taşıyın: Bu dışarıdan gelen gürültülerin biraz azalmasını sağlar. Eğer gürültü sizi halen rahatsız ediyorsa, vantilatörünüzü açmayı deneyin.</p>
<p>10. Kış aylarında ayaklarınızın arasına sıcak su şişesi koyun ya da kalın çorap giyin: Sıcak olmak vücudunuzun iç sıcaklığının uyku için en üst seviyede olmasına yardımcı olur. Aslında iç sıcaklığınız düştüğünde daha rahat uyursunuz. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler.</p>
<p>11. Uyumadan önce 600 mg kalsiyum ve 300 mg magnezyum alın: Magnezyum kemikleriniz için mineral kaynağı olmasının yanında doğal bir yatıştırıcıdır. İlaveten, kalsiyum kas hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bacak kramplarını önlemeye yardımcı olur.</p>
<p>12. Yatmadan önce bir avuç ceviz yada 1 tane muz yiyin: Ceviz iyi bir triptofan kaynağıdır. Bu aminoasit uykusuzluğa iyi gelir. Muz da triptofanın yanında uyku hormonu olan melatonin kaynağıdır. Gelenekselleşmiş olan bir bardak ılık süt de iyi bir triptofan kaynağıdır.</p>
<p>13. Yatmadan sadece su için: Bir araştırma, katılımcıların 1 fincan meyve suyu içtikten 20-30 dakika sonra uykuya dalabildiklerini gösterdi. Çünkü, meyve suyunun içinde yüksek oranda şeker bulunuyor.</p>
<p>14. Asit önleyici ilaçları akşam yemeğinden sonra alın, yatmadan içmeyin: Bu ilaçlar uykunuzu engelleyen aluminyum içeriyor.</p>
<p>15. Uykuya dalarken teypten kitap dinleyin: Yatmadan önceki hikayeler çocukluğunuzda sizi sakinleştirirdi. Teypteki yatıştırıcı kitap büyükler için de aynı etkiyi verebilir. Şiir ya da biyografileri dinleyin, korku romanlarından uzak durun.</p>
<p>16. Bir fincan suda 3-4 büyük salata yaprağını 15 dakika kaynatın: Bunu ateşten alın, 2 dal nane ekleyin ve yatmadan önce için. Salata yaprakları insanı uyumaya yönlendiren laktukarim isimli bir madde içeriyor.<br />
Masaj yapın: Parmak uçlarınızı gözlerinizin çevresinde dairesel şekilde yavaşca hareket ettirin. 1 dakika sonra ağzınıza doğru hareket ettirin, sonra boynunuza ve başınızın arkasına aynı hareketi uygulayın. Gevşeyip uyumaya hazır hale gelene kadar devam edin.</p>
<p>18. Kaslarınızı rahatlatmak için okaliptus kullanın: Bu güçlü kokulu bitki bizi yatıştırıyor ve gevşememizi sağlıyor.</p>
<p>19. Yatağa yattıktan sonra günlüğünüz için 10 dakika ayırın: Gün içinde yaşadığınız olayları, hissettiğiniz duyguları aktarın. Bu uykunuzu gün içinde yaşadıklarını hatırlayıp durmanızı önler, böylece daha çabuk uykuya dalarsınız.</p>
<p>20. Yatağınızın yanında küçük bir defter, lamba ve kalem bulundurun: Gece yarısı kalkarsanız ve aklınıza birşeyler gelirse, hemen bunları bu deftere not edin, çünkü tekrar uykuya daldıktan sonra bu düşünceler uçup gidiyor. (Zaman online)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/deliksiz-uyku-icin-20-tavsiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ürolojik Hastalıklar İçin Tavsiyeler</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/urolojik-hastaliklar-tavsiyeleri/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/urolojik-hastaliklar-tavsiyeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 08:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane]]></category>
		<category><![CDATA[periton]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Renointestinal reflex]]></category>
		<category><![CDATA[sistitte]]></category>
		<category><![CDATA[Ürogenital sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Ürolojik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Yalancı böbrek ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurta ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Ürolojik Hastalıklarda Hasta Şikayetleri ve Nedenleri:
Tüm hastalıklar da olduğu gibi ürolojik hastalıklarda da hasta şikayetlerini dinlemenin tanıdaki rolü büyüktür. Yeterli ve doğru bir öykü alınması hekimi daha kısa sürede tanıya yakınlaştıracaktır. Bu yüzden ürolojik şikayetlerin (semptomların) ürologlar tarafından iyi değerlendirilmesi ve süratle yorumlanması gerekmektedir.
Hastanın öyküsünü almak, bilgilenmek için kullanılan yöntemlere ve hekimin becerisine bağımlı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/05/urolojik_hastaliklar.gif"><img class="size-medium wp-image-47 alignright" title="Ürolojik Hastalıklar" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/05/urolojik_hastaliklar-250x300.gif" alt="Ürolojik Hastalıklar" width="250" height="300" /></a>Ürolojik Hastalıklarda Hasta Şikayetleri ve Nedenleri:</strong></p>
<p>Tüm hastalıklar da olduğu gibi ürolojik hastalıklarda da hasta şikayetlerini dinlemenin tanıdaki rolü büyüktür. Yeterli ve doğru bir öykü alınması hekimi daha kısa sürede tanıya yakınlaştıracaktır. Bu yüzden ürolojik şikayetlerin (semptomların) ürologlar tarafından iyi değerlendirilmesi ve süratle yorumlanması gerekmektedir.</p>
<p>Hastanın öyküsünü almak, bilgilenmek için kullanılan yöntemlere ve hekimin becerisine bağımlı bir sanattır. Bu sanata hastaların katkısı çok büyüktür. Doktora başvurduğunuzda o bölüm ile ilgili hangi şikayetlerin aktarılması gerektiğini bilmek önemlidir ve doktorunuzun size daha erken tanı koymasını sağlar.</p>
<p>Bu nedenle doktora başvurduğunuzda şikayetlerinizi hangi önem sırası ile vurgulamanız da önem arzetmektedir. Bu bölümdeki bilgiler genel sağlık bilgilerinin yanı sıra ürolojik hangi şikayetlerin olabileceği ve bunların hangi hastalıklarda görülebileceğini detaylarıyla açıklamaktadır.<span id="more-44"></span></p>
<p><strong>Genel durum bozukluğunu araştırmada nelere  dikkat edilmelidir?</strong></p>
<p>Ateş ve kilo kaybı dikkatle araştırılmadır. Basit bir idrar kesesi iltihabı (sistit) ateşsiz iken böbrek etli dokusunu tutan iltihaplar (akut pyelonefrit) veya ani gelişen prostat ilthapları (prostatit) titremeyle birlikte 40 dereceye kadar çıkan ateşle seyreder .</p>
<p>Bazen böbrek kanseri yüksek ateşe eşlik eder . Kronik böbrek iltihaplanmalarında ise ateş görülmeyebilirken bu iltihabın olmadığı anlamına gelmez.</p>
<p>Kanserlerin ileri evrelerinde ya da klinik tabloya enfeksiyon eşlik ettiğinde kilo kaybı gözlenir. Ayrıca, kanserlerde, kronik iltihabi hastalıklarda ve böbrek yetmezliklerinde genel bir halsizlik , bitkinlik hali mevcuttur .</p>
<p><strong>Ürolojik kökenli ağrılar nerden kaynaklanır?</strong></p>
<p>Ürogenital sistem hastalıklarında lokal ve daha çok da yansımalı ağrılar gözlenmektedir . Lokal ağrı, hastalıklı organ bölgesinde veya yakınında hissedilir. Bu ağrı daha çok yanlarda, böğürde ve son kaburganın hemen altında hissedilir.</p>
<p>Yansımalı ağrılar ise organdan kaynaklanmasına rağmen organdan uzakta hissedilen ağrılardır. Örneğin üst idrar kanalındaki (üreterdeki) taşın ağrısı aynı taraf yumurtanın üzerinde (testiste) şiddetli ağrıya neden olur.</p>
<p><strong>Böbrek ağrısı nerede hissedilir?</strong></p>
<p>Tipik böbrek ağrısı böğür olarak isimlendirilen vücutta son kaburganın hemen altında yanlara doğru hissedilen künt ve sürekli ağrı şeklindedir.</p>
<p>Bu ağrı sıklıkla kaburga altından göbeğe doğru veya alt karın bölümüne doğru yayılır. Böbreğin etrafını saran zarın (kapsülünün) aniden gerilmesine neden olan hastalıklar bu tip ağrılara neden olabilir . Tıpkı akut iltihaplanmalar yada taşa bağlı tıkanıklıklarda bu ağrılar hissedilir.</p>
<p><strong>Yalancı böbrek ağrısı nedir? </strong></p>
<p>Tam olarak böbrek ağrısına uyan bölgede hissedilen ama aslında böbrekten kaynaklanmayan ağrıdır. Her gün binlerce hasta üroloji polikliniklerine yan ağrısı şikayeti ile başvurur ancak bunların bir kısmında böbrek ağrısı çıkmaz. Ağrıya sebep olan bu bölgedeki omurga kemiklerine yakın seyreden sinirlerin uyarılmasıdır. Tıpkı böbrek ağrısı gibi zannedilir.</p>
<p><strong>Yalancı böbrek ağrısı, gerçek böbrek ağrısından nasıl ayırt edilir?</strong></p>
<p>Aşağıdaki özelliklerden herhangi birisi var ise çoğunlukla ağrı böbrekten kaynaklanmıyordur:</p>
<p>- Pozisyonla değişiklik gösteriyorsa (eğilip doğrulmakla artıyor yada azalıyorsa)<br />
- Ağrı bir ağır kaldırma sonrasında başladıysa<br />
- Ağrı yüksekten düşme sonrasında başladıysa<br />
- Ağrı çarpma sonucu başladıysa<br />
- Kişi sabah uyandığında belinde bir sertlik varsa ve bu sertlik gün içerisinde giderek azalıyorsa<br />
- Fiziksel zorlanmalarda ağrı şiddetleniyorsa<br />
- Engebeli yolda araba kullanırken ağrı artıyorsa<br />
- Belli pozisyonda artıyor, hastayı uykudan uyandırıyor ve pozisyon değiştirdiğinde ağrı kayboluyorsa<br />
- Ağrı bel hareketlerinden etkileniyorsa</p>
<p><strong>Üst idrar kanalı ağrısı (üreter) nerede hissedilir?</strong></p>
<p>Bu ağrı daha çok taş düşürme sırasında hissedilmektedir. Taş kanalın üst bölümlerinde ise erkeklerde aynı taraf yumurtada, kadınlarda kadın yolunda hissedilir. Aşağı doğru ilerledikçe karın ön tarafına ve kasıklara doğru vuran bir ağrı hissedilmektedir. Bu ağrıyı yapan idrar kanalının içindeki taşı atmak için yapmış olduğu kasılmalardır.</p>
<p><strong></p>
<p></strong></p>
<p><strong>Mesane (idrar torbası) ağrısı nerede hissedilir?</strong></p>
<p>Ani idrar tıkanmalarında, iltihaplarda, idrar kesesi taşlarında, aşırı derecede gerilmiş mesane küçük karın olarak adlandırılan karın alt bölümünde kıvrandırıcı ağrıya neden olur.</p>
<p>Mesane ağrısının en sık görülen nedeni enfeksiyondur . Ağrı genellikle mesane üzerinde değil de alt idrar kanalının sonuna doğru (erkeklerde penisin ucuna doğru, kadınlarda kadın yoluna vuracak şekilde) hissedilir ve işemeyle alakalıdır.</p>
<p>Şiddetli mesane iltihaplanmalarında (sistitte) temel şikayet idrar yaptıktan sonra sonunda aşırı yanma hissedilmesi ve tam idrarını boşaltamama hissi şeklindedir.</p>
<p><strong>Prostat ağrısı nerede hissedilir? </strong></p>
<p>Prostatın doğrudan ağrıması nadirdir. Arasıra prostatın ani iltihaplanmalarında yumurta torbasının bitimi ile makat arasına uyan bölgede (perinede) veya makat (rektal) bölgesinde belli belirsiz bir rahatsızlık hissi ve dolgunluk hissedebilir.</p>
<p><strong>Yumurta ağrısı (testis) nerede hissedilir? </strong></p>
<p>Travma, enfeksiyon veya meni kanalının kendi etrafında dönmesi ve boğumlanmasına bağlı çok şiddetli yumurta ağrısı görülebilmektedir. Bu ağrı kasıklarda yada karın alt bölgesinde de hissedilebilir. Varikosel ağır egzersizlerden sonra testiste künt bir ağrıya neden olur. Bazen fıtıkta ilk şikayet testis ağrısı olabilir .</p>
<p><strong>Ürolojik hastalıklarda mide barsak sorunları olur mu? </strong></p>
<p>Ağrılı ya da ağrısız ürogenital sistem patolojilerine mide barsak şikayetleri eşlik eder. Bu daha çok karında ağrı ve şişkinlik, bulantı ve kusma şeklindedir.</p>
<p><strong>Ürolojik ağrılar niçin başka bölüm hastalıkları ile karışır?</strong></p>
<p><strong>1. Böbrek-Barsak refleksi (Renointestinal reflex): </strong></p>
<p>Böbrek dış zarından (kapsülünden) ya da böbrek havuzunun (böbrek pelvis) kaslarından gelen uyarılara bağlı olarak barsaklarda bulantı kusma tarzında tepkilerin oluşması</p>
<p><strong>2. Organ komşulukları : </strong></p>
<p>Sağ böbrek kalın barsak, karaciğer, ince barsağın bir bölümü, safra kesesi, pankreas ile komşu olduğu için bu bölgedeki hastalıklar ile karışır.</p>
<p>Sol böbrek kalın barsak, dalak, mide ve pankreas ile yakın komşulukta olduğu için bu organların ağrıları ve hastalıkları ile karışır.</p>
<p><strong>3. Karın zarının (periton) uyarılması (irritasyonu): </strong></p>
<p>Böbreklerin ön yüzleri periton denilen barsakları örten karın zarıyla örtülüdür. Bu nedenle böbrek iltihabına neden olan hastalıklar karın zarını uyararak tüm karında yaygın ağrı ve hassasiyete neden olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/hastalik-bilgileri/urolojik-hastaliklar-tavsiyeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KAPADOKYA</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/tatil-yerleri/kapadokya/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/tatil-yerleri/kapadokya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 07:47:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tatil Yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[Acemhöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Akvadi]]></category>
		<category><![CDATA[Alacahöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Avanos]]></category>
		<category><![CDATA[Aynalı Kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Çatalhöyük]]></category>
		<category><![CDATA[Çavuşin]]></category>
		<category><![CDATA[Derinkuyu]]></category>
		<category><![CDATA[El Nazar Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyes]]></category>
		<category><![CDATA[Göreme]]></category>
		<category><![CDATA[Güllüdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Güllüdere Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güvercinlik Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasandağı]]></category>
		<category><![CDATA[Ihlara Vadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[Katpatuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kaymaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Mazı Yeraltı Şehri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortahisar Kaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özkonak]]></category>
		<category><![CDATA[Özkonak Yeraltı Şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Paşabağ- Zelve]]></category>
		<category><![CDATA[Selime Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Uçhisar]]></category>
		<category><![CDATA[Ürgüp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[KapadokyaKapadokya, (Pers dilinde Katpatuk; “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.
İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler&#8217;in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/05/kapadokya.jpg"><img class="size-medium wp-image-40 alignright" title="Kapadokya" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/05/kapadokya-300x197.jpg" alt="Kapadokya" width="270" height="177" /></a>KapadokyaKapadokya, (Pers dilinde Katpatuk; “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.</p>
<p>İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler&#8217;in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.<span id="more-34"></span></p>
<p>Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları&#8217;nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya&#8217;nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu&#8217;nun da önemli kavşaklarından biridir.</p>
<p>M.Ö. XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu&#8217;nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar M.Ö. VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde &#8220;Güzel Atlar Ülkesi&#8221; anlamına geliyor. M.Ö. 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya&#8217;da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. M.Ö. III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. M.Ö. I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. M.S. 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma&#8217;nın bir eyaleti olur.</p>
<p>MS III. yy&#8217;da Kapadokya&#8217;ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.</p>
<p>IV. yy, daha sonra &#8220;Kapadokya&#8217;nın Babaları&#8221; olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon&#8217;un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.</p>
<p>Yine bu dönemlerde, Anadolu&#8217;nun Ermenistan&#8217;dan Kapadokya&#8217;ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya&#8217;yı terkettiler.</p>
<p><strong>Jeolojik oluşumu</strong></p>
<p>60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki Anadolu Platosu&#8217;nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes, Hasandağı ve ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttü. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı: &#8220;Peri bacası&#8221;.</p>
<p>Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakları ise erozyonla vadilere dönüştü. İlginç şekilli oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. Dokuz-on bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyük bir uygarlık yaratıldı.</p>
<p>Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.Kayalara oyulmuş geleneksel Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür. Kapadokya&#8217;yı eskiden ev olarak kullanıyorlardı.Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor. Bunlar tarihi eser olarak koruma altına alınıyor. (Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kapadokya)</p>
<p><strong>KAPADOKYA&#8217;DA TURİZM</strong></p>
<p>Kapadokya, Türkiye&#8217;nin en önemli turizm merkezlerinden birisidir. Özellikle tarih, kültür ve inanç turizmi değerleri açısından dünyada tek örnektir. Peribacalarının buna eklenmesiyle Kapadokya dünya turizminin gözde merkezlerinden biri olmuştur. Bu yapı dikkate alınarak, bölgenin tarihi, kültürel yapısının biraz a yrıntılı incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu bölümde önce bölgenin tarih içinde geçirdiği evrelere göre kültürel yapıda ortaya çıkan değişmeler ve kültür değerleri incelenmiştir. Ardından, bölgenin turizm imkanları, bu imkanların ne derecede kullanıldığı ortaya konulmuştur.</p>
<p><strong>İlk Çağ Medeniyetlerinin Kapadokya&#8217;da Bıraktığı İzler</strong></p>
<p>Nehir kenarlarına yakın vadiler, ilk çağlardan beri insanların yaşamı için gerekli koşulları sağlamıştır. Su yataklarının varlığı, jeolojik yapının barınma ve korunmaya elverişli olması Kapadokya&#8217;yı ilk çağlarda da çekici kılmıştır. Özellikle doğanın insanoğlunun keşfedemediği sırlarla dolu olduğu ilk çağ medeniyetlerinde, din yaşamın neredeyse tümünü kapsamaktadır.</p>
<p>Yerleşik hayata geçişten itibaren Kapadokya&#8217;da karşımıza çıkan ilk büyük medeniyet, Hititlere aittir. Hititler, bu yerli toplumlardan ve kendilerinden önceki ilk Anadolu medeniyeti olan Sümer inançlarından büyük ölçüde etkilenmiştir. Yapılan kazılarda Hitit uygarlığında dinsel alet ve vesikalar çokluğu, dinin bu uygarlığın yaşamında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Toplumsal hayatta, kral aynı zamanda baş rahiptir. Çok tanrılı inançlara özgü doğada bilinemeyene karşı tapınma, Hitit tanrılarının isimlerinden de anlaşılmaktadır. Hititlerin en önemli tanrısı Kupapa adı verilen bolluk ve bereket tanrısıdır. Tanrılarının karı, koca ve çocukları vardır. Hititler, dönemin Mısır uygarlığı ile yakın bir ilişki içinde olmalarına rağmen Mısır tanrılarını benimsememişlerdir.</p>
<p>Hititlerde yönetim, biri baş kral, diğerleri bölge kralları olmak üzere konfederasyona benzer bir sisteme dayanmaktadır. Bölge krallıklarından biri olan ve Hititlerin yıkılışından sonra Kapadokya&#8217;da bir süre devam eden Hitit-Tabal krallığı at yetiştiriciliği ile şöhret kazanmıştır. Taballar, bölgede at yetiştiriciliği ile ciddi biçimde ilgilenen ilk topluluktur. At yetiştiriciliği için çağırılan uzmanların bu konuda yazılı belgeleri mevcuttur. Kapadokya adı da, &#8220;güzel atlar ülkesi&#8221; anlamına gelen Katpatuta&#8217;dan gelmektedir.</p>
<p>Hitit medeniyetinde gerek bireysel gerekse kurumlar arası ilişkiler mukavelelerle bağlanmıştır. Evlilik de mukaveleyle kurulmaktadır. Kardeşlerle ve baba tarafından yakın akrabalarla evlilik, ölümle cezalandırılan bir suçtur. Saltanat geleneği bulunmaktadır ancak, tahta çıkmak için en büyük erkek evlat olma şartı aranmamıştır.<br />
Hititlerden sonra bölgede hakim olan Frigler, ziraat ve sanatla meşgul barışçı bir topluluktur. Dinde ve sanatta önce Hititlerin sonra Yunanlı medeniyetlerin etkisi altında kalmışlardır. En büyük tanrıçaları Kibele&#8217;dir. Tanrılarından biri de merasimler eşliğinde tapılan şarap tanrısı Dionyos&#8217;tur.</p>
<p>Frig inancının bir başka özelliği mezarlarının tümülüs adı verilen küçük tepecikler şeklinde olup, mezarın başına hediyeler konmasıdır ki, bu ölümden sonra da hayatın devam ettiğine inandıklarını gösterir. Homeros tarihinde, Frigler&#8217;in hayvan sürülerinin çokluğundan, atlarının çeviklik ve süratinden, bağlarının veriminden övgüyle söz edilir.</p>
<p>Kapadokya&#8217;ya bir süre egemen olan Lidyalılar, sahil kesimlerinde Yunan tanrılarından etkilenmiş olmalarına rağmen, Kapadokya bölgesinde yerli dini kültürün etkisi altında kalmışlardır.</p>
<p>Medler ve Persler&#8217;le birlikte, Kapadokya&#8217;da ateş kültünü merkez alan bir inanç sistemi egemen olmaya başlamıştır. Medler&#8217;in Mecusilik inancına, Persler&#8217;in de Zerdüştlük inancına bağlı olduğu söylenir. Aya, güneşe ve yıldızlara tapınışlardır. Ateş kültüne dayanan bu inanç sistemleri iyi-kötü düalizmi üzerine kuruludur. Ateşin simgeleri olan ay, güneş, yıldızlar iyiliğin kaynağı olduğu için kutsaldır.</p>
<p>Pers kültüründe tanrı heykeli, tapınak, sunak gibi şeyler yoktur. Güneşe, aya, toprağa, ateşe, suya ve rüzgara adadıkları kurbanları dağ başlarında keserler. Zeus dedikleri tanrısal gök kubbedir. Kapadokya, bu bakımdan Persler için ideal bir mekandır. Özellikle Erciyes Dağı, Pers inançları için ideal bir manzara oluşturmuştur. Persler&#8217;in dininde tapınak denebilecek yapılar olmamakla birlikte, kutsal alanlar vardır. Kutsal alanlar, çok sayıda ateşgede tekkelerine bağlı bulunmaktadır.83 Ateşgedeler, kutsal alan dahilinde yüksek bir yerde, içinde sürekli ateş yanan, kül ile kaplı bir taş kovuktan oluşmaktadır. Ateşgedelerde yanan ateş, her gün Atarvan denilen din adamları tarafından içki veya hayvanlardan müteşekkil kurbanlar sunularak, dua edilerek tazelenir. Kurban takdiminde tahtadan bir balyoz (billot) kullanılmaktadır. Demir kullanımı şiddetle yasaklanmıştır. Persler&#8217;in kutsal alanlarından en önemlisi Zela (Zile)dır. Ateşe tapma inancı Kapadokya&#8217;da yaşayan farklı kültürler tarafından da zamanla kabul görmüş, M.Ö.V. yüzyılda Kapadokya&#8217;da mug ayinleri çok yayılmıştır.</p>
<p>Bölgede Persler&#8217;in din dışındaki etkileri isimlerde kendini gösterir. Satraplıklara Pers adları verilmiştir.<br />
Burada, geleneklerin, dinin, dilin şehirlerde yeniliklere açık olduğunu, ancak aynı etkinin köylerde görülmediğini belirtmek gereklidir. Yukarıda anlatılan farklı medeniyetler, farklı kültürlerin etkisi -ki bunlar Yunan ve İran orijinli kültürlerdir- şehirlerle sınırlı kalmış, köylerde büyük değişiklikler yaşanmamıştır. Köylerin Roma ve Bizans zamanında bile eski dillerini konuştukları bilinmektedir. Köy ve şehir kültüründeki farklılık, Selçuklular zamanında da görülmektedir. Bu devirde de köylerde ve şehirde yaşayan halk Türk olduğu halde resmi devlet dili Farsça&#8217;dır. Türk Selçuklu sultanları Keyhusrev, Keykavus, Keykubat gibi Farsça isimler ve Rükneddin, Alaaddin gibi Arapça unvanlar almışlardır. Halbuki, bu zamanlarda da Anadolu köylerinde Türk dili konuşulmakta, Türk kültürü hakimiyetini korumaktadır.</p>
<p>Kapadokya&#8217;nın jeolojik özellikleri, tarih öncesi dönem uygarlıkları için çekicidir. Temel ihtiyaç maddesi olan su yataklarına sahip olmasının yanı sıra, Kapadokya herhangi bir alete ihtiyaç duymadan şekillendirilebilecek kayalıkları ile bölgede yaşayan insanların barınma ve korunma ihtiyaçlarını karşılamıştır. İlk Çağ medeniyetlerinden kalan izler arasında arkeolojik kazılar sonucu değerli eserlerin bulunduğu höyüklerin önemli bir yeri vardır. Dünyada bir benzerine rastlanmayan yeraltı şehirlerinin hangi dönemde yapıldığı bilinmemekte, ancak Hıristiyanlığın yayılışından daha önceki dönemlere ait oldukları anlaşılmaktadır. Bazı yeraltı şehirlerinde Hitit ve Frig uygarlıklarına ait kutsal simgelere rastlanmıştır. Bu nedenle, çalışmada yeraltı şehirleri, İlk Çağ medeniyetlerinden bu güne kalmış eserler olarak ele alınmaktadır. Kapadokya&#8217;da ilk medeniyetlere ait diğer önemli izler tümülüsler, yazıtlar ve Kapadokya Tabletleri&#8217;dir.</p>
<p><strong>Höyükler</strong></p>
<p>Alacahöyük:<br />
Alacahöyük kazıları (1935-45) Anadolu&#8217;nun Bakır Çağı&#8217;nda ne kadar büyük bir sanat ve tekniğe ulaştığını gösterir. Burada gün ışığına çıkarılan eserlerin incelikle işlenmiş olması bunların iptidai değil, gelişmiş bir medeniyetin ürünü olduklarını göstermektedir. M.Ö. 2400&#8242;lere ait üzeri işlenmiş ve boyanmış Kapadokya keramikleri burada ortaya çıkarılmıştır. Günaltay, Kapadokya keramiğinin yolculuğundan hareketle bölgenin ilk halkı olan Hatti, Luvi ve Naşşilerin tek bir kökenden gelmiş olduklarını ileri sürer.</p>
<p>Suluca Karahöyük:<br />
Hacıbektaş ilçesindeki Suluca Karahöyük&#8217;te 1967 yılında başlatılan arkeolojik kazılar sonucu, Helenistik, Roma, Frig, Hitit ve Bronz çağlarına ait katmanlar tespit edilmiştir. Burada bulunan eserler arasında keramikler çoğunluktadır. Çıkarılan çok sayıda eser, Nevşehir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir.</p>
<p>Acemhöyük:<br />
Kapadokya ile sınır komşusu olan Aksaray&#8217;ın 18 km. kuzey batısındaki Acemhöyük kazılarında M.Ö. VII. yüzyıl sonu ile M.S. IV. yüzyıl arasında farklı medeniyetlere ait çok sayıda yerleşim katı ortaya çıkarılmıştır. Acemhöyük kazılarında ulaşılan izlerden bazıları şunlardır: Bizans Dönemi&#8217;ne ait yapılar, Helen-Roma Dönemi&#8217;ne ait bir yerleşim birimi ve kültür katı; M.Ö. 500-600 arasına tarihlenen geometrik motifli parlak seramiklerin bulunduğu katlar, Hitit ve Bronz çağına ait sur kalıntıları.</p>
<p>Topaktı Höyük:<br />
Avanos ilçesinin sınırları içindeki Topaklıhöyük&#8217;te İlk Bronz Çağ&#8217;dan Bizans Dönemi&#8217;ne uzanan 24 mimari kat ortaya çıkarılmıştır.</p>
<p>Çatalhöyük:<br />
Dünyanın en eski peyzaj resmi burada bulunmuştur. Bu, Kapadokya&#8217;ya hayat veren dağlardan birinin, Hasan Dağı&#8217;nın patlayışını tasvir eden bir fresktir. Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi&#8217;nde bulunan resmin M.Ö. 5700&#8242;lere ait olduğu saptanmıştır.87 Hasan Dağı&#8217;nın o dönemde hala aktif bir volkan olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, arkeolojik çalışmalar sonucunda Ürgüp ilçesinin sınırları içindeki Damsa Çayı yakınındaki Avla Tepesi&#8217;nde paleolitik ve neolitik döneme ait eserler bulunmuştur. Ürgüp civarında daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Roma Dönemi&#8217;ne ait kaya mezarlardır.</p>
<p>Ankara İngiliz Arkeolojisi Enstitüsü&#8217;nün 1964-1966 yılları arasında yaptığı pre-historik araştırmalar sonucu, Kapadokya yöresinde Neolitik Dönem&#8217;den başlayan bir çok yerleşme saptanmıştır. İğdeli Çeşme, Acıgöl, Tatların bölgelerindeki yerleşimler bunlardan bazılarıdır. Nevşehir Müze Müdürlüğü&#8217;nün Kurugöl&#8217;de yapmış olduğu kazılar sonucunda İ.Ö. II. yüzyıla ait taştan lahitler ve ölü küpleri içerisinde Arkaik döneme ait aksesuarlara ulaşılmıştır.</p>
<p><strong>Yeraltı Şehirleri</strong></p>
<p>Dünyada başka bir örneği bulunmayan yeraltı şehirleri, mükemmel bir tekniğin ürünüdür. Havalandırma sistemleri, hava dolaşımı tünelleriyle, emniyet ve güvenlik sistemleriyle, giriş ve çıkışlarda ilginç teknikleriyle, zemindeki kuyularıyla ve çöp toplama mekanizmalarıyla bugün bile ziyaretçileri şaşırtmaktadır.</p>
<p>Kayadan oyulmuş mekanlar, özellikle yeraltı şehirleri Kapadokya&#8217;nın en önemli kültürel zenginliğidir. Bu yerleşimler, ilk çağlarda depremi ve yangını bol olan; kışı soğuk, yazı sıcak geçen; ağaçsız, ormansız bir coğrafyada insanın doğanın imkan ve sınırlılıklarını değerlendirişinin en iyi örneğidir.</p>
<p>Yeraltı şehirlerinin ilk defa ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Bazı araştırmalar, yeraltı şehirlerinin kullanım bakımından, özellikle ilk katlarda mekana giriş çıkışların neolitik devrin ev tipine benzer biçimde damdan sağlandığına dikkati çekmektedir. Ayrıca, Derinkuyu yeraltı şehrinde Hititler&#8217;e ait kartal heykeline, Mazı yeraltı şehrinin girişinde Frigler&#8217;e ait kare mekanlı bir tapmak ve Kibele&#8217;nin kutsal işaretlerine rastlanmıştır. Buradan hareketle yeraltı şehirlerinin bölgenin en eski yerleşimlerinden olduğu söylenebilir. Diğer taraftan yer altı şehirlerinin tehlike anında sığınma amacıyla mı kullanıldığı, sürekli yaşanan mekanlar mı olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bölgede yaşayan her uygarlık tarafından kullanılmış olması, yeni mekanlar eklenerek genişletilmesi gibi nedenlerle bu şehirleri tarihlendirmek imkansızdır. Genellikle ilk kat yerleşimlerin, en eski yerleşimler olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Derinkuyu Yeraltı Şehri:<br />
Yaklaşık 100.000 kişilik bir topluluğun barınma, yeme, içme, ibadet, savunma ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Şarap üretimi yapılabilen, içinde su kuyusu ve ahırlar bulunan yeraltı şehrinin 18-20 kat olduğu bilinmektedir. Bu katlardan sadece sekizi temizlenerek ziyarete açılmıştır. Yaklaşık 52 havalandırma bacasına sahip bu yeraltı şehrinin duvarlarında tarihlendirmeye yardım edecek herhangi bir işaret yoktur.</p>
<p>Kaymaklı Yeraltı Şehri:<br />
Nevşehir&#8217;in 20 km. güneyinde Kaymaklı kasabasındadır. Sekiz katlı şehrin ilk katı Hititler tarafından yapılmış, diğer katları ise Arap-Pers saldırıları sırasında Romalılar ve Bizanslılar tarafından genişletilmiştir. İki km.den fazla bir alana yayılan bu yeraltı şehrinin 4 katı temizlenmiş ve aydınlatılmış durumdadır. Derinkuyu yeraltı şehrinde olduğu gibi, oyulan tüflerden saldırı anında kapıları içeriden kapatabilecek sürgü taşları imal edilmiştir.</p>
<p>Mazı Yeraltı Şehri:<br />
Kaymaklı yeraltı şehrine 10 km. uzaklıkta, Mazı Köyü&#8217;nde bulunmaktadır. Mazı yeraltı şehri, derin bir vadide yer alan köyün batı sırtına kurulmuştur. Değişik yerlerinden dört giriş tespit edilmiştir. Asıl giriş düzensiz taşlardan örülmüş koridorla sağlanmaktadır. Yeraltı şehrinin girişinde yer alan mekan ahırdır. Geniş alana yayılan ahırlar, diğerlerinden farksız olmakla birlikte, ahırlardan birinin içinde hayvanların su içmesi için oyulmuş olan yalak, Mazı yeraltı şehrini diğerlerinden ayıran bir özelliktir. Şehrin genel özelliği alt kat mekan bağlantılarının kısa pasajlarla, üst kat mekan bağlantılarının ise uzun dar pasajlarla sağlanmasıdır. Bu pasajların çoğu kapandığı için yeraltı şehrinin ne kadar geniş bir alana yayıldığı bilinmemektedir.</p>
<p>Özkonak Yeraltı Şehri:<br />
Özkonak Kasabası&#8217;nda bulunan yeraltı şehri apartman düzenindedir. Mekanlar tünellerle birbirine bağlanmıştır. Bugün mekanların tümü temizlenmiş durumda değildir. Dışarıda şekillendirilerek içeri taşınmış olan sürgü taşlarındaki savunma sistemi gelişmiş bir düşüncenin ürünüdür.</p>
<p>Tatlarin Yeraltı Şehri:<br />
Acıgöl ilçesine 10 km. uzaklıkta, Kale olarak adlandırılan yamaçta yer almaktadır. Bugün sadece iki katı ziyarete açık olan yeraltı şehrinde odaların ve dolapların ebatlarının oldukça büyük oluşu, çok sayıda kilisenin varlığı buranın bir askeri garnizon ya da manastır kompleksi olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Özlüce (Zile) Yeraltı Şehri:<br />
Kaymaklı Kasabası&#8217;nın 6 km. batısında eski adı Zile olan Özlüce Köyü&#8217;ndedir. Jeolojik yapısı ve mimarisiyle diğer yeraltı şehirlerinden farklıdır. Değişik renkte tüflerden yapılmıştır. Kat sistemine göre yapılmamış, geniş bir alana yayılmıştır. Yer altı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekanlar, asıl yeraltı şehrinin oluşturan kaya oyma mekanlara göre daha yenidir.</p>
<p>Acıgöl Yeraltı Şehri:<br />
Özlüce ve Mazı yeraltı şehirleri ile benzerlik gösterir. Henüz tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinde büyük salonlar birbirine tünellerle bağlanmıştır. Üç girişi bulunan yerleşimin orijinal olmayan üçüncü girişinin her iki tarafına kapı yüksekliğinde taşlar konulmuş, yatay tek taşla da kapı desteklenmiştir.</p>
<p>Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri:<br />
Gülşehir ilçe sınırları içinde, Gökçetoprak Köyü yakınındadır. Diğer yeraltı şehirlerinden farklı bir jeolojik karaktere sahiptir. En altta kahverengi çamur taşı, üzerinde tüf en üst katta da andezit kaya blokları bulunmaktadır. Halen tam olarak temizlenmemiş olan yeraltı şehrinin iki katı tespit edilebilmiştir. Düzgün olmayan dikdörtgen mekanlar birbirine dar, uzun koridorlarla bağlanmıştır. Yeraltı şehrinin içinde 25 metre derinlikteki su kuyusunda halen su bulunmaktadır.</p>
<p><strong>İlk Çağ Medeniyetlerine Ait Diğer Eserler</strong></p>
<p>İlkçağ medeniyetlerine ait diğer eserler arasında Acıgöl-Topada Yazıtı, Civelek Mağarası, Çeç Tümülüsü, Kapadokya Tabletleri ve kaya mezarları sayılabilir.</p>
<p>Civelek Mağarası:<br />
Gülşehir&#8217;in 4 km. doğusunda yer alan mağara bölgenin en eski yerleşimidir. Gürlek Tepe olarak adlandırılan bir tepenin üzerinde bulunan mağara kalkerli bir yapıya sahiptir. Mağaraya 14 metre uzunluğunda aşağıya doğru uzanan bir galeri vasıtasıyla inilebilmektedir. Mağarada Kalkolitik döneme ait (İ.Ö. 5000-3000) çeşitli objeler bulunmuştur.</p>
<p>Çeç Tümülüsü:<br />
Ürgüp-Avanos ve Özkonak arasında oldukça fazla sayıda bulunan tümülüsler arasında en ünlü ve de hikayesi en belirsiz olanı Çeç tümülüsüdür. Ne zaman, kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Yöredeki yaygın efsaneye göre bir kralın mezarıdır. AncaK bilimsel çalışmalar buranın bir kral mezarı olabileceği gibi, kutsal bir mekan da olabileceğini göstermektedir. Tümülüsleriyle ünlü olan Lidya ve Frigya medeniyetlerine ait olmadıkları anlaşılmaktadır.</p>
<p>Kaya Mezarları:<br />
İlk çağ Kapadokya medeniyetlerinin bölgede bıraktığı eserlerden biri de kaya mezarlarıdır. Mezarlar, kültürlere göre değişen farklı stillerdedir. Mazı Köyü&#8217;ndeki mezarlar Makedonyalılar Dönemi ile Hıristiyanlığın başlangıcı arasındaki zaman dilimine aittir. Burada bulunan 5 mezar İ.Ö. VI. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanan Likya-Karia mezar stiline göre yapılmışlardır. Sofular, Ortahisar ve Göreme&#8217;de Kapadokya Krallığı&#8217;na ait Asiatik stilde mezarlar bulunmaktadır. Görkemli mezarlarıyla ünlü bir medeniyet olan Romalılar Avanos ve Ürgüp çevresinde güzel mezarlar yapmışlardır. Bunlardan en ünlüsü ve en güzeli Ürgüp&#8217;ün doğusundaki Ağzıgüzel&#8217;dir. Roma Dönemi&#8217;ne ait normal vatandaşların mezarlarına her yerde rastlanabilir.<br />
Acıgöl-Topada Yazıtı:<br />
Acıgöl yakınlarında 1934 yılında ortaya çıkarılmış bir kaya yazıtıdır. Yazıt, Hitit hiyerografısi ile yazılmış olmakla birlikte, yazım karakterinin daha eskiyi işaret ettiği düşünülmektedir. Yazıtta bölgenin siyasi durumu ve liderin icraatları anlatılmaktadır.</p>
<p>Kapadokya Tabletleri:<br />
Kapadokya Bölgesi&#8217;ne Hititler döneminde Asur ticaret kolonileri gelmeye başlamıştır. Asur medeniyetinin bıraktığı &#8220;Kapadokya Tabletleri&#8221; diye adlandırılan çivi yazılı tabletler Anadolu&#8217;nun ilk yazılı belgeleridir. Dönemin toplumsal ve siyasal yaşamına ışık tutan bu tabletler aslında ticari ve ekonomik sözleşmelerdir. Kapadokya Tabletlerinin çoğu dönemin diplomatik dili olan Akad dilinde, bir kısmı da yerel lehçelerle yazılmıştır.</p>
<p><strong>Hıristiyan Medeniyetlerin Kapadokya&#8217;da Bıraktıkları İzler</strong></p>
<p>Kapadokya ilkçağ medeniyetlerinden sonra Roma ve Bizans gibi Hıristiyan medeniyetlerin etkisi altında kalmıştır. Bu kısımda Roma ve Bizans Uygarlıklarının Kapadokya Bölgesi&#8217;nde bıraktığı izler incelenecektir. Bu bağlamda, önce bu medeniyetlerin kültürel yaşamı işlenecek, sonra bu dönemden kalma kilise, manastır gibi kent kalıntıları incelenecektir.</p>
<p>Persler&#8217; den sonra Kapadokya&#8217;da uzun bir süre yaşayan Romalılar, Hıristiyanlığı kabul etmeden önce çok tanrılı bir inanca sahiptirler. Hıristiyanlıktan önce, Romalılar&#8217;ın hemen her iş için bir tanrısı vardır ve bu tanrılar günlük yaşamda olduğu kadar devlet yönetimi üzerinde de son derece etkilidir. Kibele, Roma döneminin de önemli tanrıçasıdır. Roma inancında güneş kültü hakimdir. Roma dinine kendi tanrıları dışında birçok yabancı tanrı inanışı da girmiş, bunların bir kısmı Roma tanrılarıyla birleştirilmiş bir kısmına da bağımsız olarak tapınılmıştır.</p>
<p>Kapadokya M.S. 64 yılından sonra Roma İmparatorluğu&#8217;nun zulmünden Anadolu&#8217;ya kaçan Hıristiyanlar için eşsiz bir sığınma merkezi olmuş, bu durum İmparator I. Konstantin, selefi Diocletianus&#8217;un Hıristiyanlara karşı yürüttüğü yıldırma politikasını bir kenara bırakıp 312 yılında Hıristiyanlığı kabul etmesine kadar devam etmiştir. Bu dönemde bölgede çok tanrılı inanç sistemi ile Hıristiyanlık beraber yaşamış. Bununla birlikte putperest gelenek son bulmamış, uzun süre güneş kültürüne sadık kalınmıştır. Nissalı Gregoir&#8217;in yazdıklarına göre M.S. 370&#8242;lerde Hıristiyan dini törenlerinde bile çok tanrılı dönemden kalan Zeus&#8217;a yönelik ibadet şekillerinden kalıntılar vardır. Çok tanrılı dönemin dinî kavramları uzun bir süre üstünlüklerini korumuştur.<br />
M.S. III. yüzyılda Kapadokya Bölgesi ile Ege kıyıları arasında (İzmir, Efes) ticaret gelişmiş, ekonomik işbirliği kurulmuştur. Kapadokya&#8217;ya Antik Çağ&#8217;da şehirleşme ve ticaret olgularını getiren etmen, kolayca işlenebilir toprakların azlığı ve böylece, tarımın ana zenginlik kaynağı olamayışıdır. İlk dönemlerde, ticaret daima toprağı bulunmayanların son umudu olmuştur. Bunun gerisindeyse, üretici, tüketici ve asıl geçiş yollarının muhafazacısı olarak bu sisteme katılan, ama ticaretle tamamen bütünleşmeyen kabile yapısı üstüne kurulu, az çok özerk kırsal topluluklar bulunmaktadır.</p>
<p>Kapadokya&#8217;nın coğrafi yapısı insanlarda mistik düşüncenin oluşmasında çok önemli bir etken olmuştur. İlk bakışta insana olumsuz bir görüntü vermesine karşılık herhangi bir tehlike karşısında sığınmak, mallan ve insanları kurtarmak gerektiğinde, yeryüzünü terk edip kolaylıkla yeraltlarına saklanabilmek imkanı sunduğu için, insanların bölgeye tutkuyla sarıldıklarını görüyoruz. Belki bu aşamada Anadolu&#8217;nun Hıristiyanlaşmasında Kapadokya&#8217;nın oynadığı rol çok önemlidir.</p>
<p>Özellikle Roma-Bizans döneminde tarımsal üretim ilişkilerinin şartları değişerek daha da ağırlaşmış, feodal üretim ilişkileri köylüyü toprağa bağımlı bir köle durumuna getirmiştir. Yönetim, toprağı terk eden köylüler için ağır cezalar uyguladıkça, toprağını bırakıp kaçanların sayısı artmıştır. Bu tablonun yarattığı maddi ve manevi bunalım ortamında Kapadokya Hıristiyan rahiplerin başka bir dünya özlemlerine cevap vermiş, buranın özel doğası dünyada kayıp bir ülke görünümüyle ilk Hıristiyanların aradığı ütopik dünyanın temsilcisi olmuştur.</p>
<p>Bölgeye yerleşen Hıristiyan topluluklar ilk aşamada çok tanrılı Roma inançlarının gazabına uğramamak için gizli vadilere sığınmaya başlamışlardır. Tarih boyunca düşmandan kaçan veya dünyaya küsen insanların barınakları olarak kullanılan tüf kayalar, saklanmak ve gözden uzak olmak için ideal yerlerdir. Bölgedeki volkanik arazinin geniş ölçüde tarıma elverişli olmaması nedeniyle halk tarafından yerleşme yeri olarak rağbet görmemesi ve dolayısıyla önemli yerleşme yerlerinden uzak olması, bölgenin saklanmaya müsait yaşama yeri olarak önem kazanmasına ve gayesi dünya kötülüklerinden uzak durmak ve vaktini ibadetle geçirmek olan Hıristiyanların yerleşmelerine sebep olmuştur. Avanos&#8217;ta yüksek Çavuşin Tepesi, Soğanlı Vadisi ve Belisırma Vadisi&#8217;ndeki bazı kilise ve manastırların çok eski oluşu bunu göstermektedir. Konstantin&#8217;in Hıristiyanlığı kabulünden sonra Kapadokya geniş ölçüde Hıristiyanlaşmıştır.</p>
<p>Bu dönemde din adamları ibadet, okuma, gibi dini pratiklerin yanı sıra el sanatları, hattâ tarımla ilgilenmişlerdir. Çünkü, rahipler kendi yiyeceklerini sağlamak durumunda olduğu gibi himayelerine sığınan zavallı ve fakir insanları da beslemek durumundadırlar. Kapadokya&#8217;da ilk tarım alanlarının din adamları tarafından geliştirildiği söylenir.</p>
<p>Manastır hayatının güçlenmesinde yaşanan sefaletin, savaşların ve mülkiyet ilişkilerinin büyük etkisi olmuştur. III. yüzyılda Kuzey Afrika&#8217;da yayılan manastır hayatının zamanla Kapadokya&#8217;da da geliştiği görülmektedir. Özel mülkiyeti tanımamak, çalışma zorunluluğu, yemekleri birlikte yemek, çile çekmek manastır hayatının ortak ilkeleridir.</p>
<p>Aziz Basil Kapadokya&#8217;daki manastır hayatının mimarıdır. Ancak buradaki manastır hayatı ile Kuzey Afrika&#8217;daki manastır hayatı arasındaki tek benzerlik her ikisinin de ortaklık esasına dayanmasıdır. Bunun dışında bir benzerlik bulmak zordur, çünkü, Kapadokya&#8217;da manastır hayatı tam bir tecrit edilmişliğe dayanmamış; fakirlere, hastalara yardım eden, günlük yaşama destek olan ancak mülkiyeti reddeden bir anlayış benimsenmiştir.</p>
<p>Siyasal, kültürel ve dini yaşam birbirinden bağımsız olamaz. Siyasal süreçler tarih boyunca bir çok kez dini ve kültürel yaşamın yönünü tayin etmiştir. Bu kural Roma Dönemi&#8217;nde olduğu gibi, Bizans Dönemi&#8217;nde de geçerlidir. VI. ve VII. yüzyıllardan itibaren Kapadokya&#8217;da ilk resimli kiliseler inşa edilmeye başlanmış olmakla birlikte, tasvir sanatlarının kullanılıp kullanılmaması, Bizans yönetiminde uzun zaman tartışma konusu olmuştur. Hıristiyan dünyada antikitenin tanrı tasavvurunun cisimleştirilmesi fikri ile, Doğu&#8217;nun soyut tanrı tasavvuru daima çatışan iki anlayıştır. Halk tapınacağı tanrı olgusunda sürekli somut bir biçim arayışına girmiş, yönetim bu arayışı yasaklama yoluna gitmiştir. İmparator III. Leo&#8217;nun 725 yılında tasvirlere tapınmayı yasaklamasıyla başlayan ve ikonoklast-ikonodul (ikon kırıcılık) dönemin izleri Kapadokya kiliselerinden izlenebilmektedir. 842 yılında İmparatoriçe Teodora ikon yasağına son verdiğinde Kapadokya&#8217;da dinsel hayat tekrar eski canlılığına kavuşmuştur.</p>
<p>Bu nedenle bilhassa ikonodul dönemde yapılan süslemeler konusunda sıhhatli bir fikir birliğine varılamamaktadır. Ama, yapıların iç mimarisi Kapadokyalılar&#8217;ın Bizans Dönemi&#8217;nde kullanılan tüm mimari planları bildiklerini (üstelik burada yapılar kayalara oyuluyordu) gösterir. Ayrıca, Mezopotamya, Suriye gibi komşu bölgelerde kullanılan kubbeler, direkler, kemerler vb. mimari unsurların örneklerine de rastlanmaktadır. Soğanlı Kilise&#8217;de olduğu gibi, kaya kütlesinin içi oyulduktan sonra, dışının da kubbeli kilise biçiminde işlendiği örnekler vardır.</p>
<p>Süslemelere gelince; ilk dönem resimlerde (VI.- VII. yüzyıllar), İsa&#8217;nın ya da azizlerin yaşamından alınan sahneler, ilkel resmin klasik motifleriyle (cennet ağaçlan, bağlar, haça asılmış balıklar) birleştirilmiştir. Bu resimlerin, inanç derinliği ve zayıflığına veya dinsel ve sanatsal bilginin derinliği ve zayıflığına paralel olarak geliştiğini göz önünde bulundurmak gereklidir. İlkel arkaik desenlere genelde dinî bilgilerin tam ve detaylı yoğrulup özümlenmediği en eski kiliselerde rastlanması bunun göstergesidir.</p>
<p>Oyma ve dekorasyon aktiviteleri Hıristiyan topluluklar tarafından aşağı yukarı 900 seneye yakın bir zaman diliminde varlığını sürdürmüştür. Oyma ve boyama aktivitileri, ne Arap istilaları (VII. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar) ne Hıristiyanlık için en zor dönem olan İkonodul dönemde (VI-II. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar) ne de IX. yüzyıldan XII. yüzyıla kadar Türk aşiretlerinin akın ettiği ve Selçuklular&#8217;in hakimiyet kurdukları dönemlerde aksamıştır. Selçuklu hakimiyetine erken giren Kapadokya&#8217;da, Selçuklu -daha sonra Osmanlı- ekonomik uygulamalarının gereği kilise-devlet çatışması yaşanmamıştır. Bu dönemlerde kiliselere ve kiliselerdeki resimlere dokunulmamış, kilise inşa ve süsleme işlemi engellenmemiştir. Bu devirde de, pek çok manastır komplesi, kaya kilisesi ve yeni kaya mekanları yapılmıştır. Örneğin Ihlara Vadisi&#8217;nde bulunan Kırkdamaraltı Kilisesi&#8217;ndeki bir kitabede Selçuklu Sultanı II. Mesut ile Bizans İmparatoru II. Andronikos&#8217;un adı birlikte yer almaktadır. M.S. 1283-95&#8242;e tarihlenen bu kitabe hoşgörü ve saygıya dayanan bu devirdeki anlayış ve uygulamayı göstermesi bakımından ilginçtir.<br />
İlk Hıristiyanlar için yoksulluk onur duyulan, zenginlik ise ayıp görülen bir şeydir. Ancak Hıristiyan nüfusun çoğalmasıyla görüş ayrılıkları ortaya çıkmaya başlamıştır. VI. yüzyıldan sonra bu ilk düşünüş ve yaşama biçiminden uzaklaşılmış, kardeşlik düşüncesi zamanla terk edilmiştir. Ortaklık ve kardeşlik kavramlarına ısrarla bağlı kalan ve bu uğurda büyük fedakarlıkta bulunan keşişlerin sayısı azalmıştır. Manastır rahiplerinin bağış toplamalarıyla, manastırların geniş toprak ve mülklerle donatılması sonucu din adamlarının giderek özel güçleri ve imtiyazları olan kutsal bir kast durumuna gelmeleri buna mukabil Roma Devleti&#8217;nin dini, ekonomik ve politik kurumlarına uydurmaya yönelik çabaları da Hıristiyanlığın ilk yıllardaki gücünü ve anlamını yitirmesine yol açmıştır.</p>
<p>Kilisenin geniş bir ekonomik-politik güç haline gelmesi X. yüzyılda İmparator Nikephoros Focas zamanında bile hükümet ile kilisenin arasının açılmasına yol açmış ve hükümetler kanunlar çıkararak kiliselerin mülkiyetini kısıtlama yoluna gitmişlerdir. Hükümetin buyruğuna (novella) göre, manastırlara, konuk evlerine ve imarethanelere bağışta bulunacakların eskiden kurulmuş olanlara yardım edecekler, fakat bu yardımlar toprak yada çiftlik bağışlamak yahut (yeni) bina yapmak biçiminde olmayacaktır. Yeni manastırlar ya da konuk evleri, imaretler yapılması; manastırlara, imarethanelere ya da piskoposluklara toprak, çiftlik tahsis edilmesi yasaklanmıştır.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen kilisenin önemli bir ekonomik güce ulaşması Bizans halkındaki feodal-yoksul köylü ikilemini daha da keskinleştirerek ileride patlayacak olan iç kavgalara yol açmış ve sonuçta manastır, bir başka deyişle örgütlü Ortodoksluk, Bizans dini ve toplumsal hayatı üzerinde belirleyici olmuştur. Bu bakımdan Bizans kültürü Helen ve Roma kültürünün bir sentezi olarak görülebilir.</p>
<p><strong>Göreme Açık Hava Müzesi&#8217;nde Bulunan Kilise ve Manastırlar</strong></p>
<p>Kapadokya&#8217;da Hıristiyanlık tarihine ışık tutan en önemli eserler, kayalara oyulmuş kiliselerdir. Bölgede iki yüz elliden fazla kilise bulunmakta, her vadide kilise ve manastırlara rastlanmaktadır. Bu kısımda Kapadokya kiliselerinin önemli sayılanları bazı özellikleriyle ele alınacaktır.</p>
<p>Kiliselerin en kalabalık olarak bulunduğu alan, III. ve XIII. yüzyıllar arasında manastır hayatının yoğun bir şekilde yaşandığı, dini merkez durumundaki Göreme&#8217;dir. Göreme Vadisi&#8217;nde en güzel örnekleri görülen kilise ve şapellerin mimarisinde ve dekorasyonunda Mezopotamya, Filistin, ilk Hıristiyanlık, Bizans ve Ermeni sanat üslubunun etkileri görülmektedir. Bugün Göreme Açık Hava Müzesi olarak ziyarete açık olan bölgedeki kiliseler, manastırlar ve şapeller şunlardır:</p>
<p>Tokalı Kilise:<br />
Bölgenin en büyük kaya kilisesidir. Eski Kilise, Eski Kilise&#8217;nin altındaki Kilise, Yeni Kilise ve onun kuzeyindeki Yan Şapel olmak üzere dört mekandan oluşur. X. yüzyıl başına tarihlenen Eski Tokalı Kilise bugün Yeni Tokalı Kilise&#8217;nin giriş mekanı şeklindedir. Tek nefli ve beşik tonozludur.<br />
Aziz tasvirleri, müjde, ziyaret, bakireliğin ispatı, Beytüllahim&#8217;e yolculuk, doğum, üç müneccimin tapınması, masum çocukların katliamı, Mısır&#8217;a kaçış, İsa&#8217;nın mabede takdimi, Zekeriya&#8217;nın öldürülmesi, İsa&#8217;nın Vaftizci Yahya ile buluşması, Kana düğünü, şarap mucizesi, ekmek ve balıkların çoğalması, kör adamın iyileşmesi, Lazarus&#8217;un dirilmesi, son akşam yemeği, ihanet, İsa Platus önünde, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa&#8217;nın çarmıhtan indirilmesi, İsa&#8217;nın gömülmesi, kadınlar boş mezar başında, İsa&#8217;nın cehenneme inişi ve İsa&#8217;nın göğe yükselişi gibi sahneler resimlenmiştir.</p>
<p>Yeni Tokalı Kilise X. yüzyılın sonunda yapılmıştır. Enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozludur. İsa&#8217;nın hayatı kronolojik sahneler halinde mavi ve kırmızı renklerle kilise duvarlarına fresklenmiştir. Sahnelerin zeminini oluşturan lapis mavisi, bu kiliseyi diğerlerinden ayıran en önemli özelliktir.</p>
<p>Yeni Kilise&#8217;deki sahneler yine İsa siklusunu içermekle birlikte, Eski Kilise&#8217;den farklı tasvirleri şunlardır: Yusuf un rüyası, İsa&#8217;nın mabette bilginler tarafından denenmesi, Matta&#8217;nın görevlendirilmesi, Petrus-Andrea-Yakup ve Yahya&#8217;nın görevlendirilmesi, dul kadının bağışı, sakat elin iyileştirilmesi, Meryem&#8217;in ölümü. Ek Şapel ve Alt Kilise, Yeni Kilise&#8217;den daha sonraki dönemlere aittir.</p>
<p>Rahibeler Manastırı (Kızlar Manastırı):<br />
Açık Hava Müzesi&#8217;nin girişinin solunda yer alır. Yedi katlı bir kaya kütlesi olan kilisenin birinci katındaki yemekhanesi, mutfağı, birkaç odası ve ikinci katındaki yıkık şapeli gezilebilir durumdadır. Üçüncü katta yer alan ve bir tünelle ulaşılan kilisesi çapraz kubbeli, dört sütunlu, üç apsislidir. Ana apsisteki templona Göreme&#8217;deki diğer kiliselerde pek rastlanmaz. Katlar arasındaki bağlantı tünellerle sağlanmıştır. Tehlike anında tünelleri kapatmak üzere yeraltı şehirlerinde olduğu gibi sürgü taşlan kullanılmıştır. Kilisede doğrudan kaya üzerine yapılan İsa resminin yanında kırmızı bezemeler görülür.</p>
<p>Yılanlı Kilise (Aziz Onup/ırius Kilisesi):<br />
Girişi kuzeydendir. Ana mekan enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozlu, güneyde mezarların bulunduğu ek mekan ise düz tavanlıdır. Apsisi sol uzun duvara oyulmuştur. XI. yüzyılda yapılan kilise tamamlanmadan bırakılmıştır. Tonozunun her iki yanında Kapadokya&#8217;da yaşamış azizelerin tasvirleri yer almaktadır. Kiliseye adını vermiş olan Aziz Onuphrius&#8217;un hikayesi şöyledir: Hafifmeşrep bir kadın olan Onuphrius günün birinde tövbekar olur ve Tann&#8217;ya kendisini erkeklere karşı koruması için yalvarır. Tanrı onu sakal ve bıyıkla çirkinleştirerek Aziz mertebesine yükseltir.</p>
<p>M.S. I. yüzyılda Mısır çöllerinde &#8220;hermit&#8221; adı verilen kendini dine adayıp inzivaya çekilmiş insanlar yaşamaktadır. Son hermit Aziz Paphnutius hermitlerin yaşam tarzlarını öğrenmek için IV. yüzyılda Mısır&#8217;a gider ve orada Onuphrius&#8217;la karşılaşır. Ölürken ona yardım eder. Çünkü Onuphrius, faziletin ve nefse hakimiyetin en iyi örneğidir. Kilise&#8217;de bulunan tasvirlerde Aziz Onuphrius, çıplak, uzun saçlı, iri göğüslü ve önünde palmiye ağaçları ile görülür.</p>
<p>Sol elinde İncil tutan İsa ve yanında kilisenin Bani&#8217;si, Aziz Onesimus, ejderle savaşan George ve Theodore, haçı tutan Helena ve oğlu Konstantin, Aziz Onuphrius ve onun yanında takdis pozisyonunda Aziz Thomas ile Aziz Basil sahneleri kilisede resimlenmiştir.</p>
<p>Elmalı Kilise:<br />
Adını çevresindeki elma bahçelerinden alan kilisenin fresklerinden XI. yüzyıla ait olduğu anlaşılmaktadır. Dokuz kubbeli, dört sütunlu, kapalı Yunan haçı planlı, üç apsislidir. Asıl girişi güney yönünden olan kiliseye kuzeyden açılan bir tünel vasıtasıyla girilebilmektedir. İlk süslemeleri Aziz Basil ve Azize Barbara kiliselerinde olduğu gibi doğrudan duvara kırmızı boya ile yapılan haç ve geometrik motiflerdir. Kilise hem ikonodul dönemde hem de bu dönem sonrasında kullanılmıştır.</p>
<p>Kilisede, doğum, üç müneccimin tapınması, vaftiz, Lazarus&#8217;un dirilmesi, başkalaşım, Kudüs&#8217;e giriş, son akşam yemeği, ihanet, İsa Golgota yolunda, İsa çarmıhta, İsa&#8217;nın gömülmesi, İsa&#8217;nın cehenneme inişi, kadınlar boş mezar başında, İsa&#8217;nın göğe çıkışı, aziz tasvirleri, İbrahim peygamberin misafirperverliği ve üç Yahudi gencin yakılması gibi sahneler resimlenmiştir.</p>
<p>Aziz Basil Şapeli:<br />
Göreme Açık Hava Müzesi&#8217;nin girişindedir. Sütunlara ayrılan nartekste mezar çukurları bulunan kilise XI. yüzyıla tarihlenmektedir. V. yüzyılda kazılmış, bir kısmı ikonodul dönemde kırmızı bezemelerle süslenmiş, bir kısmı da ikonodul dönem sonrasında fresklendirilmiştir.</p>
<p>Şapelde, ana apsiste İsa portresi, ön yüzünde Meryem ve çocuk İsa, kuzey duvarında at üzerinde Aziz Teodore, güney duvarında yine at üzerinde ejderle savaşan Aziz George, Aziz Demetrius ve iki azize tasviri bulunmaktadır.</p>
<p>Karanlık Kilise:<br />
Karanlık Kilise olarak adlandırılmasının nedeni, narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık almasıdır. Bu nedenle freskle/indeki renkler oldukça canlıdır ve bölgenin freskleri en sağlam kalmış kilisesidir. XI. Yüzyıl sonunda yapılmıştır.</p>
<p>Kuzeydeki kavisli bir merdivenden kilisenin dikdörtgen, beşik tonozlu narteksine çıkılır. Narteksin güneyinde bir mezar bulunmaktadır. Kilise, haç planlı, çapraz tonozlu, merkezi kubbeli, dört sütunlu, üç apsislidir.</p>
<p>Kilisede, Müjde, Beytüllahim&#8217;e yolculuk, doğum, üç müneccimin tapınması, vaftiz, Lazarus&#8217;un dirilmesi, başkalaşım, Kudüs&#8217;e giriş, son akşam yemeği, ihanet, İsa çarmıhta, İsa&#8217;nın cehenneme inişi, kadınlar boş mezar başında, havarilerin takdisi ve görevlendirilmesi, İsa&#8217;nın göğe çıkışı gibi sahneler resimlenmiştir. Elmalı Kilise ve Çarıklı Kilise&#8217;de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de yer almaktadır.</p>
<p>Çarıklı Kilise:<br />
İsa&#8217;nın göğe yükseliş sahnesinin altında bulunan çarık izine benzer bir ayak izinden dolayı kiliseye bu ad verilmiştir. XII. yüzyıl sonunda yapılmıştır. Çapraz tonozlu, üç apsisli, dört kubbelidir. Bazı sahneleri iyi muhafaza edilmiştir. Elmalı Kilise ve Karanlık Kilise&#8217;ye benzer ancak, figürler burada daha büyük ve uzundur.</p>
<p>Kilisede, ana kubbenin ortasında İsa ve madalyonlarda melek büstleri yer almaktadır. Ana apsiste Deesis, kuzey apsiste Meryem ve çocuk İsa, güney apsiste ise Melek Michael tasviri yer alır. Ayrıca, doğum, üç müneccimin tapınması, vaftiz, Lazarus&#8217;un dirilmesi, başkalaşım, Kudüs&#8217;e giriş, ihanet, kadınlar boş mezar başında, İsa&#8217;nın göğe yükselişi ve aziz tasvirleri de bulunmaktadır.</p>
<p>Azize Barbara Şapeli:<br />
İkonograflarından birinin adıyla anılan kilise VIII. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilir. Kiler, mutfak ve yemekhanesi bugüne kadar kalabilmiştir İkonodul döneme ait kiliselerdendir. Zengin geometrik desenler ve mitolojik motifler kırmızı boya ile doğrudan kaya üzerine işlenmiş, XI. yüzyıldan sonra fresklenmiştir. Renklerin solukluğu, karakterlerin belirgin olmayışı fresklerin amatör bir çalışmanın ürünü olduğu izlenimi vermektedir.</p>
<p>Kadir Durmuş Kilisesi:<br />
Adını içinde bulunduğu bağın sahibinden alır. Göreme Beldesi&#8217;ne yakın bir yerde bulunan kilise, kesme taşlarla inşa edilmiştir. Kaya kabartma süslemelerin en güzel örnekleri bu kilisede görülebilir. VII. yüzyılda yapılmıştır. Diğer kiliselerden farkı, ortadaki papaz tahtı, iri dörtgen sütunlar, vaftiz yeri ve duvarlara oyulmuş mezarların oluşturduğu yapı kompozisyonudur. Uzun zamandır kullanılmadığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Yusuf Koç Kilisesi:<br />
Bu kilise de adını, içinde bulunduğu bağın sahibinin adından almıştır. Kadir Durmuş Kilisesi gibi kesme taşlarla yapılmış bir kilisedir. Göreme yakınlarındadır ve XI. yüzyılda yapılmıştır.</p>
<p>Bu iki kilise dışında Göreme Beldesi&#8217;nde Ortamahalle, Bezirhane ve Karabulut kiliseleri bulunmaktadır. Kesme taşlarla yapılmışlardır ve XI. yüzyıla ait oldukları anlaşılmaktadır.</p>
<p>El-Nazar Kilisesi:<br />
El-Nazar vadisinde bulunan kilise XII. yüzyıla tarihlendirilir. İsa&#8217;nın çocukluğundan mucizelere kadar geçen zaman ve azizlerin tasvirleri sahnelenir. &#8220;T&#8221; planlı kilisenin kemerleri madalyonlarla süslüdür.</p>
<p>Kilisede, müjde, ziyaret, doğum, üç müneccimin tapınması, Mısır&#8217;a kaçış, İsa&#8217;nın mabede takdimi, vaftiz, Lazarus&#8217;un dirilmesi, başkalaşım, Kudüs&#8217;e giriş, İsa çarmıhta, İsa&#8217;nın cehenneme inişi, İsa&#8217;nın göğe yükselişi ve madalyonlar içinde aziz tasvirleri bulunur.</p>
<p>Saklı Kilise:<br />
1957 yılında bulunduğu için bu kiliseye Saklı Kilise denmiştir. El-Nazar Kilisesi&#8217;ne yakındır. Kırmızı rengin hakim olduğu freskleri doğrudan kaya üzerine yapılmıştır. Mimarisi Mezopotamya kilise mimarisine benzer. XI- XII. yüzyıllar arasında yapılmıştır.<br />
Kilisede, Deesis, müjde, doğum, İsa&#8217;nın mabede takdimi, Vaftizci Yahya&#8217;nın görevlendirilmesi, başkalaşım, İsa çarmıhta, Meryem&#8217;in ölümü ve aziz tasvirleri vardır.</p>
<p>Kılıçlar Kilisesi:<br />
Kılıçlar Vadisi&#8217;nde yer alan IX. yüzyıl sonu-X. yüzyıl başına ait bir yapıdır. İçi oldukça zengin bir şekilde fresklerle süslenmiş olup uzun bir İncil siklusu içermektedir.</p>
<p>Meryem Ana Kilisesi (Kuşluk Kilisesi):<br />
Göreme Vadisi&#8217;nin en güzel yapılarından biri olan kilise, Kılıçlar Vadisi&#8217;nin .başladığı yamaçta, Tokalı Kilise&#8217;nin arkasındadır. Kilisede, Aziz figürleri ve İncil siklusunun dört sahnesi yer almaktadır: Beytüllahim&#8217;e yolculuk, doğum, İsa çarmıhta, Meryem&#8217;in ölümü ve aziz tasvirleri.</p>
<p>Azize Catherine Şapeli:<br />
Karanlık Kilise ile Çarıklı Kilise arasındadır. XI. yüzyıla tarihlenmektedir. Hem narteksi, hem de naosu serbest haç planlı, merkez kubbeli, beşik tonozludur. Apsisi templonludur. Narteks zemininde dokuz mezar, duvarlarında ise iki nişli mezar bulunmaktadır. Sadece naos kısmı dekorasyonlar içermektedir.</p>
<p>Şapelde, Templonlu apsiste Deesis, altında madalyonlar içinde kilise babalan (Gregory, Basil, John Chrysostom), Aziz George, Aziz Theodore, Aziz Catherine ve diğer aziz tasvirleri vardır.</p>
<p>Aziz Eustathius Şapeli:<br />
Tokalı Kilise ile Meryem Ana Kilisesi&#8217;nin arasındadır. X. yüzyıl başında yapılmıştır. Ağırlıklı olarak kırmızı ve yeşil renklerin kullanıldığı freskler, Hıristiyanlığın erken dönemlerine işaret etmektedir. Dinî sahneler İsa&#8217;nın çocukluğundan alınan tasvirlerle sınırlıdır.</p>
<p>Yamalı Kilise:<br />
Latin, Grek ve Malta haçlarının işlendiği kilisede süsleme ve sembollerin anlaşılmasında güçlük çekilir. Süsleme üslubu, Doğu kültürlü Roma mozaik ve duvar süslerini çağrıştırmaktadır. Bizans öncesi -Suriye türü- yapı üslubuna sahiptir. IV. ve VI. yüzyıllar arasında yapıldığı sanılan kilise bölgenin en ilginç ve çözümlenmesi en güç kiliselerindendir.</p>
<p>Eğri Taşı Kilisesi:<br />
Duvarlarındaki yazılardan Meryem&#8217;e adandığı anlaşılan kilise VIII. ve XII. yüzyıl arasına aittir. Duvarları bir çift melek portresi, Meryem ve haç tasvirleriyle süslenmiştir. Kilisede, Doğumdan önce, doğum, vaftiz, üç müneccimin görevlendirilmesi, Yusuf un rüyası, Kudüs&#8217;e giriş, ayak yıkama, kadınlar boş mezar başında, üç Yahudi gencin yakılması sahneleri resimlenmiştir.</p>
<p>Göreme Vadisi&#8217;nde bulunan ve bazıları henüz resmi bir isme kavuşmamış olan diğer kilise ve şapeller arasında önemlileri Eski Bacak Kilisesi, Teodocus Şapeli, Jerphanion Kilisesi, Madalyon Kilisesi, Çift Yüzlü Şapel, Ağaçaltı Kiliseleri, Manastır Sütunlu Kilise ve Ala Manastır Kilisesi&#8217;dir. ( Kaynak: http://www.nevsehir.bel.tr )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/tatil-yerleri/kapadokya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çörek Otu ( Nigella Sativa )</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/sifali-bitkiler/corek-otu-nigella-sativa/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/sifali-bitkiler/corek-otu-nigella-sativa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 17:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Çörek Otu]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)
2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.
3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.
4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.
5- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hangi Hastalıklarda Kullanılır?</p>
<div id="attachment_29" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/04/corek_otu.jpg"><img class="size-medium wp-image-29" title="Çörek Otu" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/04/corek_otu-300x284.jpg" alt="Çörek Otu" width="300" height="284" /></a><p class="wp-caption-text">Çörek Otu</p></div>
<p></strong></p>
<p>1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)</p>
<p>2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>
<p>3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.</p>
<p>4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.</p>
<p>5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.</p>
<p>6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.</p>
<p>7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür.<span id="more-25"></span></p>
<p>8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)</p>
<p>9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur.</p>
<p>0- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.</p>
<p>11- Kolon kanserini engeller.</p>
<p>12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.</p>
<p>13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.<!--more--></p>
<p>14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.</p>
<p>15- Romatizmal hastalıklar.</p>
<p>16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.</p>
<p>17- Böbrek hastalıkları.</p>
<p>18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.</p>
<p>19- Kalp damar hastalıkları.</p>
<p>20- Anti oksidan oluşu.</p>
<p>21- Kolesterolün düşürülmesi.</p>
<p>22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.</p>
<p>23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.</p>
<p><strong>En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;</strong></p>
<p>• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.<br />
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.<br />
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.<br />
• Kan şekerini düzenler.<br />
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.<br />
• Damar hastalıklarını önler.<br />
• Cinsel gücü arttırır.<br />
• Hazmı kolaylaştırır.<br />
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.<br />
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.<br />
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.<br />
• Alerjileri önler.</p>
<p>• Savunma sistemini dengeler.<br />
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.</p>
<p>Kaynak: http://www.sagliksifa.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/sifali-bitkiler/corek-otu-nigella-sativa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tavsiye Ne Demektir?</title>
		<link>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/tavsiye-ne-demektir/</link>
		<comments>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/tavsiye-ne-demektir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 07:47:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tavsiyeci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[öğüt]]></category>
		<category><![CDATA[önermek]]></category>
		<category><![CDATA[referans]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tavsiyeuzerine.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Tavsiye Ne Demektir?

Öğütleme, yol gösterme
Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme, referans

Tavsiye Etmek :

Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını öğütlemek, salık vermek


Önermek

Tavsiye Mektubu:

Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup,  referans&#8230;

Tavsiyename:

Tavsiye etmek amacıyla yazılan mektup

Kaynak: http://www.tdk.org.tr
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/04/tavsiye2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-23" title="tavsiye2" src="http://tavsiyeuzerine.com/wp-content/uploads/2009/04/tavsiye2-300x200.jpg" alt="tavsiye2" width="300" height="200" /></a>Tavsiye Ne Demektir?</strong></p>
<ul>
<li>Öğütleme, yol gösterme</li>
<li>Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme, referans</li>
</ul>
<p><strong>Tavsiye Etmek :</strong></p>
<ul>
<li>Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını öğütlemek, salık vermek</li>
</ul>
<ul>
<li>Önermek</li>
</ul>
<p><strong>Tavsiye Mektubu:</strong></p>
<ul>
<li>Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup,  referans&#8230;<span id="more-1"></span></li>
</ul>
<p><strong>Tavsiyename:</strong></p>
<ul>
<li>Tavsiye etmek amacıyla yazılan mektup</li>
</ul>
<p>Kaynak: http://www.tdk.org.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tavsiyeuzerine.com/genel-tavsiyeler/tavsiye-ne-demektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
